Reklam
Reklam
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

12 Eylül ve Turgut Özal…

12 Eylül ve Turgut Özal…
  • 18.04.2017
  • 400 kez okundu
Reklam

turgut-özalTÜRKİYE’den bir bürokrat bir siyasetçi bir devlet adamı geldi geçti.”Devlet millet içindir, millet devlet için değildir!” sözleriyle dikkat çekmişti.

Onun döneminde Türkiye büyük yatırımlar gördü. Doğallığıyla halkın sempatisini kazandı. Sivil kıyafetleriyle makamları ziyaret eder bol bol halkın içinde olmayı tercih ederdi. 12 Eylül’ün ülkeyi soktuğu bunalımdan sonra Türkiye’yi yeniden normale dönüştürmek  için uzun uğraşlar verdi.

O büyük siyasetçinin aramızdan ayrılışının 24’üncü yıldönümündeyiz. Rahmetli Turgut Özal mekanın cennet olsun.

Bakın o dönemi bir hatırlayalım

12 Eylülün bilançosu altında Özal…

12 Eylül Darbesi veya 1980 İhtilali,  Türk Silahlı Kuvvetlerinin 12 Eylül 1980 günü emir-komuta zinciri içinde gerçekleştirdiği askeri müdahale. 27 Mayıs 1960 darbesi ve   12 Mart 1971 muhtırasının ardından Türkiye Cumhuriyeti tarihinde silahlı kuvvetlerin yönetime üçüncü açık müdahalesi.

-Amerika Birleşik Devletleri yönetiminin darbeden haberdar olduğu ve darbe gecesi  ABD Ulusal Güvenlik Konseyi  Türkiye Masası Sorumlusu Paul Henzel’in, Başkan Jimmy Carter’a “bizim çocuklar işi bitirdi” demesi tarihe düşse  de yalan hikayesi bitmedi. Konuya son noktayı rahmetli  Mehmet Ali Birand  1997 yılında Henze ile yaptığı görüşmenin sesli ve görüntülü kayıtlarını yayınlayarak koydu. Yıllar sonra 15 Temmuz darbe girişlimide ne hikmetse ABD’nin  Pensilvanya eyaletinden yönetildi. Bunu notu da düşmek isterim.

Evet 12 Eylül bilançosu;

-650 bin kişi gözaltına alındı.1 milyondan fazla insan fişlendi. 230 bin kişi yargılandı. 517 kişiye idam cezası verildi. 50 kişi idam edildi. 300 bin kişi işten atıldı işsiz kaldı. 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı. Yaklaşık 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü. 23 binden fazla dernek kapatıldı. 400 gazeteci için 4000 yıl müebbet istendi. Gazeteler 300 gün yayın yapmadı. Cezaevlerinde 300 kişi hayatını kaybetti. Darbe ve Muhtıra Komisyonunun raporunda yer alan bu tablo malesef 12 Eylül’ün bilançosudur. Türk Milletini bir silindir gibi ezip geçen 12 Eylül’ün acısı bu milletin yüğireğinde kanayan bir yara olmuş ve olmaya devam etmektedir.

6 Kasım 1983 yılında yapılan genel seçimlere kapatılan siyasi partiler katılamazken genel başkanlarıda siyasi yasaklıydı. 1983 yılında  yapılan Genel Seçimi Anavatan Partisi Turgut Özal kazandı ve Başbakan oldu. 12 Eylül’den sonra yükü ağırdı. Turgut Özal  dönemi Türkiye’nin yeniden dönüşüm dönemidir. Ekonimi, Sağlık, Eğitim ve diğer alanlarda kalıcı çözümler üretmek için çaba sarfetti. Başta Zihniyet değişimine öncülük etti. Değişen ve gelişen dünyaya açtığı kapıdan hızlı bir şekilde içeriye girdi.  Cumhurbaşkanı seçildiği günün ertesi Kocatepe’de halkla birlikte Cuma namazı kılmış halkla kucaklaşmıştı. Görevi süresince komşularıyla iyi geçinmiş Balkanlardan Orta Asyaya ilişki yumağı kurmuş ve Güçlü Türkiye için güçlü politikalar üretmeye çalışmıştı.

SUİKASTÇİSİNİ AFFEDEN LİDER

18 Haziran 1988’de kendisini öldürmeye çalışan ve yaralayan saldırgan Kartal Demirağ önce idam sonra ise 20 yıl ile cezalandırılmıştı. Ancak Cumhurbaşkanı Turgut Özal  4 yıl hapis yatıktan sonra suikast-çisi Demirağ’ı affetti.

-Lise ikinci sınıftaydım. Bizim oralarda yol ne gezer. Rahmetli çift şerit yol yapmış, hava limanını hizmete açmış bölge halkına istihdam sağlamıştı. Halkın ayrı bir sevgisi vardı kendisine. O yıllarda genç bir Ülkücü olarak, takip ettiğim Özal’ın siyasetini beğeniyordum. Sık sık geldiği Göcek Adasında kendisini bir kaç kez görme fırsatı yakaladım. Bir keresinde marinada yürürken bir hareketlilik oldu. Bir baktım arkamda ton ton amca Turgut Özal. Saçımı okşayıp adımı sordu. Bende söyledim. O yıllarda Fethiye’ye çok sık gelir, dinlenirdi.  Kıyı sahilleri de kendisinin döneminde koruma altına alındı ve sahiller Sit alanı ilan edilince yapılaşma ve beton yığınına dönüşüm olmadı. Ama bundan sonrası için ne olur tahmin edemiyorum.

-Hatırladığım yine kendisi döneminde memurun cebinin gördüğü maaş. Annem özel bir bankada çalışıyordu. Babamda Emniyet mensubuydu. Annem babamdan fazla maaş alırdı. Turgut Özal memura zam yapmış Babamın yüzü gülmüştü. Hiç unutmam! Artık annem değil, babam çok maaş alıyordu. Yıllarca espri yapıp gülmüştük annem ve babamın maaş polemiğine.

Asık suratlı değildi, samimi ve güler yüzlüydü. Sempatik vatandaşla iç içeydi.  Doğaldı. Olduğu gibi işte.. Benim tanıdığım hatırladığım Özal….

Memur bu kadar az maaşla nasıl geçinecek sorusuna: “Benim memurum işini bilir.” cevabı hala hafızalardadır.

İktidarı süresince (1983-1991) Türkiye ekonomisi yıllık ortalama 5.2 büyüdü.  Türkiye’de baştan sona kilometrelerce yol yapıldı. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü Özal zamanında açıldı. 1988 yılında köprüden ilk geçen aracı kullanmış, Semra Özal’a Haydi bir kaset koy da şöyle bir neşelenelim Semra Hanım” demesi de olay olmuştu. Yatırımlar hızlandı ve Türkiye normale dönmeyi başardı. Bulgaristan’daki göçmenlerin anavatana dönmesi sağladı. Kendisinin önderliğini yaptığı Karadeniz Ekonomi İşbirliği Örgütünü kurdu. Körfez Savaşı’na Amerikalılar ile birlikte girmek istedi.

Pakistan, İran ve Türkiye’nin ekonomik iş birliği için kurduğu Ekonomik İşbirliği Teşkilâtı’na soğuk savaş sonrası Orta Asya devletlerini de dahil etti. 1987 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu’na üyelik başvurusu yaptı. 1991 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru hakkının kabul edilmesini sağlamıdı.  Türkiye’ye yaptığı hizmetlerden bazıları. Halkın parasıyla halka yaptıklarından bazıları;

Devlet Adamı büyük siyasetçi Turgut Özal’ın vefetını duyan  milyonlar günlerce gözyaşı döktü. Öldürüldü mü? Sorusu yıllarca tartışıldı.

“Öldükten sonra beni İstanbul’a defnedin, kıyamete kadar Fatih Sultan Mehmed’in manevi ruhaniyeti altında bulunmak istiyorum” vasiyeti ile bilinir. 17 Nisan 1993’te ölümün ardından bu vasiyeti gerçekleştirilmiştir. Vatan Caddesi’nde Adnan Menderes’in anıt mezarının yanında kendi adına olan bir anıtmezarda yatmaktadır. Mekanın cennet olsun TOMBUL AMCA.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Türkiye için ömrünü vermiş, millete hizmet etmiş ve edebiyete göç etmiş devlet adamlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.

Millet olarak geçmişi çabuk unutuyor ve bazı şeyleri çok çabuk silip atıyoruz. Ancak aynanın öbür yüzü öyle değil. Bu ülke bugünlere kolay gelmedi. Bedeller ödendi ve ödeniyor. Bu süreçte ömrünü yönetime adayan milletin hizmetkarı olmaya ömrünü adayan birçok lider geldi geçti.

Hak edene hakkını vermek gerekmez mi?

 

 

Etiketler: /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ