Gaziantep Haber, Gaziantep Gastronomi, Gaziantep Son Dakika, Gaziantep Sağlık

Gaziantep Haber, Gaziantep Gastronomi, Gaziantep Son Dakika, Gaziantep Sağlık

ACI GERÇEKLE YİNE YÜZLEŞTİK

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Metehan Gündüz yaptığı açıklamada Türkiye’nin Deprem Ülkesi olduğunu Van-Erciş’te meydan gelen depremle birlikte bir kez daha hatırlamış olduk dedi.

Gündüz Van –Erciş’te yaşanan deprem felaketinde hayatını kaybedenlere Allahtan rahmet kalanlara da geçmiş olsun dileklerini ileterek “Biz söylemiştik” demek ne yazık ki yıkımları durdurmuyor Ülkemizin bir deprem ülkesi olduğu, depremlerin her zaman ve her bölgemizde-şehrimizde olabileceği, fakat şu gün şu saat olacak denemeyeceğini belirterek depremle tekrar yüzleştik dedi.      

Sürekli basınla paylaştığımız konu “Ülkemizde bir çok ilimizde görülen yapılaşmadaki temel sorunlardan biri, özelikle göçünde etkisi ile artarak büyüyen çarpık yapılaşma ve düzensiz planlama yanında mühendislik hizmeti almadan yapılan ve iskan edilen yapılardır diyen Gündüz, bunun yanında eski afet yönetmenliğine göre yapılmış, yani 2007 öncesinde projelendirilmiş ve tamamlanmış eski yapıların durumunun bilinmemesini de önemli bir eksik olarak nitelendirdi.

Metehan Gündüz sözlerine şöyle devam etti; “Her ne kadar yeni teknolojik gelişmeler sektöre-meslek alanlarına bir çok kolaylık ve imkan sağlasa da, halen bir çok bina, yeterli teknik destekten yoksun, mühendislik hizmeti almadan plansız ve denetimsiz olarak yapılmaktadır. Ülke topraklarının tamamına yakını deprem etkisi altında bulunmaktadır. Ne yazık ki bu güne kadar yaşadığımız tüm depremler de görünen tabloya, yaşanan can ve mal kayıplarına rağmen, güvenli bir yapılaşma için şu ana kadar kalıcı bir çözüm getirilememiştir. Van ‘da gördüğümüz tablo da bunu yansıtmakta olup, mevcut yapı stokunun, yaşanan depremlere karşı yeterli olmadığını gösteriyor. Gaziantep içinde durumun çok farklı olmadığı kanaatindeyim. Öncelikle şu konuyu belirtmekte yarar görüyorum; Afet Bölgelerinde yapılacak yapılar hakkında yönetmelik 1975 yılında yayımlandı, değişen koşullar ve güncel şartlar gereği yönetmelik 1997 de değişikliğe uğradı ve yeniden yayımlanarak, 1998 de yürürlüğe girdi. Bu tarihten sonra yaşanan özellikle 17 Ağustos 1999 Gölcük merkezli deprem sonrasında ise yapılan teknik çalışmalar neticesinde 2007 yılında “Deprem Bölgelerinde yapılacak yapılar hakkında yönetmelik” adı ile değişikliğe uğrayarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmelikte özellikle 1997 yılında büyük değişiklikler yapılmış olup, mevcut yapı stokumuz içerisinde yer alan ve öncelikle 1997 öncesinde (2007 yılı öncesinde yapılan yapılar da, son çıkan yönetmeliğe uygun olmadığından, “2007 yılı öncesi yapılar” demek daha doğru olur) projelendirilen-yapılan binalar özellikle risk teşkil eden ve incelenerek değerlendirilmesi gereken yapılardır.”

PLAN BÜTÜNLÜĞÜ BOZULMUŞTUR

Bunun yanında, özellikle son dönemde arttığı görülen, yeşil alan veya kamu yararına kullanılması düşünülerek bırakılan boş alanlarda yapılan, imar değişiklikleri ile çok katlı yapılaşmanın önünün açılması (kaldı ki ülkemizin henüz bir yüksek yapılar yönetmeliği dahi yok) ve plan bütünlüğünün bozulması da bu bağlamda vurgulanması gereken önemli sorunlarımızdan biridir. İlimizde yaşayabileceğimiz deprem zararlarının boyutunun ve ortaya çıkacak kayıp ve zararların ne kadar olacağını şimdiden kestirmek, bu planlara yapılan bu müdahaleleri de göz önüne alırsak, pek mümkün görülmemektedir. Planlama anlayışından uzak, ranta dönük yapılan ve kamu yararı da gözetilmeden, parsel veya ada bazında yapılan plan değişiklikleri ve mevcut imar planına, projesine uygun yapılmayan binalar, Gaziantep’i de oldukça riskli hale getirmektedir. Özellikle Hastane, yurt, okul ve kamuya ait yapıların, bir plan dahilinde depreme güvenli hale getirilmesi bir zorunluluktur.

Van da izlediğimiz ve herkes tarafından eleştirilen “yara sarma, evsizlere çadır kurma, yemek ihtiyaçlarını karşılama vs.” çalışmalar, oluşan can ve mal kayıplarını geri getirmemektedir.  Bunun yerine, depremle karşılaşmadan önce “risklerin azaltılmasına” yönelik ciddi bir çalışmaya bugün önemli ölçüde ihtiyaç vardır.

Doğal afetler sonrasında yaşananların bir daha tekrarlanmaması adına yapılması gereken birçok şey bulunduğunu belirten Gündüz bunların içinde öncelikli olanları şöyle sıraladı;

  • Merkezi hükümet ve yerel yöneticiler; planlama, denetleme ve uygulama alanında sivil toplum kuruluşları ve meslek odaları ile ortak çalışma yapmalıdır.
  • Depremler sonrasında gündeme gelen, 19 pilot ilde yıllardır uygulanan ve 01.01.2011 itibarı ile tüm yurtta uygulanmaya başlanan yapı denetim sistemindeki aksaklıklar incelenerek, sistem yenilenmelidir.
  • Kamu yapıları ve TOKİ projeleri de yapı denetim sürecine dahil olmalıdır.
  • Denetimin yanında, yapı üretim sürecinde, sorunları ve olumsuz sonuçları önleyici bir sistem planlanmalıdır.
  • Mühendislik ve mimarlık okullarını bitiren kişilerin, mezun olmalarını takiben, proje ve yapı üretim süreçlerinde herhangi bir deneyimleri olmaksızın sınırsız mesleki yetkilerle donatılmalarından vazgeçilmelidir.
  • Yapı müteahhitliği tanımı yapılmalı, müteahhitlerin yapım süreçleriyle alakalı teknik bilgileri ve etik değerleri takip edilebilmeli ve kayıt altına alınmalıdır.
  • Sadece mühendis ve mimarlar açısından değil, tüm inşaat yapım sürecinde çalışanların (işçi, usta, kalfa, müteahhit vs.) mutlaka eğitimli ve sertifikalı olmaları yasal zorunluluğa kavuşturulmalıdır.
  • Mesleki sorumluluk sigortası yasa kapsamında bir zorunluluk olarak hayata geçirilmelidir.
  • Meslek insanlarının, mesleki bilgileri ve öğrenim sonrasında edindiği mesleki deneyimleri “ilgili meslek odası” tarafından değerlendirilmelidir.
  • Meslek insanları, meslek etiği ve mesleki davranış kurallarına uygun olarak hareket etmelidir.

Etiketler: » » »
886 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+5 = ?