Gaziantep Haber, Gaziantep Gastronomi, Gaziantep Son Dakika, Gaziantep Sağlık

Gaziantep Haber, Gaziantep Gastronomi, Gaziantep Son Dakika, Gaziantep Sağlık
11 Kasım 2011

AH BU EĞİTİM BAŞARIMIZ-3

Geçen hafta “Ah Bu Eğitim Başarımız -2” başlıklı yazımızda, Gaziantep’in eğitimde “Kel Alinin bağına” nasıl döndüğünün 2002-2009 yılları arasındaki 1. sürecini anlatmış ve 2009-2011 yılları arasındaki ve halen devam eden 2. süreci de bu haftaya bırakmıştık.

2009 Yılı itibariyle, siyasetçi, bürokrasi, sendikacı, işadamı el birliğiyle Gaziantep’te eğitim cinayeti işlenmeye devem ederken iktidar partisi AKP, “kedi olalı bir fare tutarak” Gaziantep Milli Eğitimine Sayın Abdullah Şenyüz’ü müdür olarak atadı. Bu da diğerlerinin aynısıdır diye beklerken Abdullah bey aslında herkesi yanılttı. Milli eğitimde çöreklenmiş şebekenin farkına varması çok sürmedi. Gaziantep’in eğitimdeki başarısızlığının asıl sebeplerini anlamıştı. Bir taraftan bu şebekeyi bertaraf etmeye çalışırken diğer taraftan da çok ciddi mali kaynaklar buluyordu.

Şevkle çalışan, bir şeyler yapma gayreti içindeki Abdullah beyi, ziyaretlerimin birinde başına gelecekleri tahmin etmiş ve bizzat uyarmış, şebekenin “kumpasına” dikkat etmesini söylemiştim. Tahminim doğru çıktı ve “bir ses kaydıyla” Sayın Abdullah Şenyüz “halledildi”, görevinden alınması sağlandı. İşin arkasında kimler vardı, sebep-sonuç ilişkisiyle düşünüldüğünde bilenler bilir.

Bu kentte, sahte “Veli Küçük” dilekçeleriyle okul müdürlerine soruşturma açanlar için Abdullah Şenyüz gibi iyi niyetli, saf insanların lafı mı olur?

2010’un Mart ayında bu işler oluncaya kadar bir köşede duran, itinayla siyasetin dışında durmaya çalışan “cemaat” şakirtleri de birden bire oyuna dâhil olma kararı aldılar ve gırtlaklarına kadar siyasetin içine girerek Gaziantep milli eğitimine peş peşe vekil idareciliklere atanmaya başladılar.

Artık kimin, nereye atanacağına ev toplantılarında “abiler“ karar veriyordu. Bu “abiler”in organize ettiği çınarlı, güllü, berkli vs. eğitim dernekleri, merkezde ve ilçelerde her bir yandan mantar gibi bitmeye başlamıştı çoktan. Belediyelerden ve “sodes” projelerinden yüklü miktarda alınan paraların ne olduğu, bu derneklerin neyi nasıl yaptığı bence merak konusudur, umarım bir gün aydınlatılırım.

Normal bir öğretmenken, idarecilikten filan anlamazken, önce 76. madde, bakan emriyle lise müdürü yapılıp, “yahu bu okul müdürlüğü ne memenem şeymiş” diyemeden, kısa süre sonra İl Milli Eğitim Müdürü olarak atanan Ekrem beyin hızlı yükselişi karşında başımız dönmüşken, Gaziantep üniversite sınavlarında 80. sıraya oturuyor, bu başarısından(!) ve üstün yeteneklerinden dolayı olmalı ki Milli Eğitim Bakanlığı Müşavirlik kadrosuna atanarak taltif ediliyordu.

Ekrem beyin başarısı oldukça tatmin edici olduğundan, milli eğitim idareciliklerine. “F” vitaminli arkadaşlardan bolca serpiştirildi. Milli eğitim koridorları artık, siyasetin “oyun uşağı” olmuş “F” vitaminli “panpiş” ve “ciciş”lere emanettir.

Ha, bu arada idareci olduğu okula bir mağazanın çekilişinde çıkan otomobili araklamak üzereyken suçüstü olan bir zevat da arada taltif edilip şube müdürü yapıldı.

Önceleri çekinik duran Ekrem bey, artık toplantılarda kükrüyor, işini yapamayanı koltuğundan etmek için gerekli siyasi desteği olduğunu belirtiyor, ama işin ne olduğunun şeklini şemalını da bir türlü diyemiyor. Otokratik yönetici pozlarında, mevzuattan, mahkeme kararlarından, kitle psikolojisinden, yönetim biliminden çok anlamasa bile zararı yok, nasıl olsa telefondaki sözleri bile emir olarak bilinir. Sayın Müdürün, başarısızlığın müsebbibi olarak tespit ettiği 80 civarında okul müdürü hakkında rapor düzenleyerek Sayın Valimize sunması, durumu kurtarıp vakit kazanmasına yetecek, an azından Gaziantep’in eğitim başarısı için “soruşturma açtırma işi” yapmış olacaktır.

Gaziantep Milli Eğitiminde kişiler değişiyor ama roller hiç değişmiyor…

2002 den beri bu kentte eğitim çalışanının, motivasyonunu bozan, şevkini kıran, yıldıran, önceliklerini, değerlerini yozlaştıran anlayış hiç değişmedi ve devam ediyor. Üstelik bürokratların sahip olması gereken “Bürokratik Nezaket”ten de bihaber insanlar “delinin yoğurt yediği gibi” ne yaptıklarını bilmeden zaman dolduruyorlar. Klimalı odalarda yapılan rutin işleri çok önemli şeyler sanıp, koltuklarını koruyorlar. Eğitim çalışanlarının çektiği sıkıntı bir yana, çocuklarımıza, gençlerimize, istikbalimize yazık ediyoruz.

Çözüm, sorunu yaratanlar, besleyenler, büyütenler ve sürdürenlerin elindedir…

Yusuf Has Hacip, 1000 yıl önce Kutadgu Bilig’de ( Mutluluk Bilgisi) şöyle der;

“Bir aslan köpeklere baş olursa köpeklerin hepsi aslan gibi davranır.
Bir köpek aslanlara baş olursa aslanların hepsi köpek gibi davranır.”

Etiketler: » »
619 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+6 = ?