logo

ATATÜRK VE HALİFELİK

Gündem 2014 yerel seçimleri diyecektim ama hayır değil! Gündem öğrenci evleriydi şimdi Adana Valisi Sayın Kavas Coş oldu. Artık Millet konuşunca Kavas oluyor. Millet konuşunca provokatör oluyor. Bu gidiş iyi gidiş değil! Herkes aynı düşüncede olmaya bilir ve bunu demokratik ortamda kanunlar çerçevesinde açıkça beyan edebilir. Bu ülkede yıllarca kan döken terörist 70 milyona kafa tutup ta kavas olmuyorsa, provokatör olmuyorsa bu Millete diyecek hiçbir sözünüzün olmaması gerekiyor.

10 Kasım Atatürk’ün 75. Yılında ortaya atılan iddialar ve daha birçok konu kafaları karıştırmaya ve gündemi doldurmaya devam ediyor. Sosyal medyada dolaşan bilgi kirliliği ve bu ülkede Türk Milletinin değerleri üzerinde oynanan tehlikeli oyun ve senaryo çirkin bir saldırıdır. Atatürk’e dil uzatan ve dinsiz diyenlere elbet söyleyecek birkaç kelimem var. Akit Gazetesinde yayınlanan “Olmasaydın da olurduk” reklamını ve şakşakçılarını kınıyorum. Bunların tarihe ve vatan toprakları için hayatını kaybedenlere bile saygısı yok! Allah’a inan kadere de inanmalı!! Allah istemeseydi Atatürk Türk Milletine önder olmazdı. Allah’ın her şeye gücü yeter elbet! Bunlar kadere inanmayarak zaten kendileri ile çelişki içindedirler. Ancak dindarlıkla Atatürkçülüğü karıştırmak bir hafıza kaybından başka bir şey değildir. Kaldı ki Atatürk’e hakaret etmek düşman işgalinde canını bu vatan toprakları için hiç esirgemeden verenlere hakarettir.  Kuva-yi Milliye ruhu ile şehit düşenlere hakaret değildir de nedir? Yunanlıların işgal ettiği toprakların çocuğu ve şehit torunu olan ben, Ege’nin düşman işgaline nasıl direndiğini gözü yaşlı dedemden çok dinledim. Türk Milleti Atatürk’ün önderliğinde bu ülke için, kim ne derse desin din elden gitti diyenler sizlerde dahil;  mücadele vermiştir ve Türkiye tarihinde hiç ödemediği kadar ağır bedeller ödemiştir. Halifelik elden gidiyor diyerek at koşturanlar bu ülkenin zor günlerinde, herkes bir bütün olurken siz neredeydiniz de bugün Atatürk’ü dinsizlikle suçluyorsunuz. O dönem Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar içinde yapılabilecek en doğru seçimi Atatürk ve Türk Milleti yapmıştır. Atatürk TBMM’ni tek başına kurmamıştır. İlahilerle açılan meclis kendi bağımsızlığı ilan etmiş bir milletin çatısıdır. Her ilden ve her kesimden doğusundan batısına bugün olduğu gibi o günde bu Milletin temsilcileri o çatı altında var olmuşlardır.

HALİFELİK  VE DİNDAR OLMAK

Halifelik; Üzerinde ciltler dolusu kitaplar yazılmış olan “halife” ve “hilâfet” kavramları kimileri tarafından suiistimal edilerek sömürü konusu yapılmış ve tarihteki birçok kanlı olay da bu kavramlar yüzünden meydana gelmiştir. “Halife” ve “hilâfet” sözcüklerinin, sözcük anlamları dışında kullanılmasının ve kabulünün en önemli sonucu ise Müslümanlar arasında kendisini göstermiş, Müslümanları bölmüştür. “Halife” sözcüğü, “arka” demek olan “hlf” kökünden ism-i fail kalıbında bir sözcüktür. Aslı “hilâfetün” olan sözcüğün sonundaki “t” harfi mübalâğa için olup, sözcük halk arasında “halife” şekline dönüşmüştür ve “halifeh” diye okunur. Sözcüğün anlamı da; “arkadan gelen” yani “zaman itibariyle bir başkasının arkasından  gelip onun yerine geçen” demektir. Peki, Peygamber efendimizden sonra halifelik dönemine şöyle bir bakalım:

Hz. Muhammedin vefatından sonra İslam Devleti’nin başına sırasıyla Hz. Ebubekir Hz. Ömer Hz. Osman ve Hz. Ali geçmiştir. Halifelerin bu dönemde seçimle belirlendiğini söylemem gerekir. Hz. Muhammed kendisinden sonra yerine kimin geçeceğini belirtmemişti. Onun ölümünden sonra çıkan tartışmalarda Hz. Ebubekir halife seçilmiştir. Bu arada Hz. Muhammed’in ölümü üzerine İslam dünyasında iç karışıklıklar yaşanmaya başladı. İslamiyet’i Arabistan dışına da yaymayı amaçlayan Hz. Ebubekir döneminde Suriye’nin kapıları Müslümanlara açıldı. Yine Hz. Ebubekir döneminin önemli olaylarından biri Kur’an-ı Kerim’in toplanarak kitap haline getirilmesidir.

Hz. Ebubekir 634 yılında hastalandı. Aynı yıl 63 yaşında vefat etti. Hz. Ebubekir’in vefatı üzerine Müslümanlar Hz. Ömer’i halife seçtiler. İslam orduları Hz. Ömer döneminde Azerbaycan, Yukarı Mezopotamya ve Mısır’ı fethederek Trablusgarp’a kadar ulaşmıştır. Fethedilen bölgelerde yeni şehirler kurularak buralara Müslümanlar yerleştirilmiştir. Hz. Ömer İranlı bir köle tarafından şehit edilmiştir.

Hz. Ömer’in öldürülmesinden sonra Müslümanlar 644 yılında Emevi soyundan gelen Hz. Osman’ı halife seçti. Hz. Osman döneminde Hz. Ömer dönemindeki fetihlere devam edilmiş ve Abdullah Bin Sa’d komutasındaki İslam ordusu Kuzey Afrika’da Bizans ve yerli halkı yenerek Tunus’u aldı. Suriye valiliğine getirilen Hz. Osman’ın yeğeni Muaviye komutasındaki ordu mısır ordusuyla birleşerek 649 yılında Kıbrıs, Rodos ve Girit’i fethetti. Bu dönemde ayrıca Hz. Ömer zamanında başlatılan Azerbaycan fethi tamamlandı. Hz. Osman Emevi kökenli olduğu için kendi sülalesinden olan kişileri devlet yönetiminde önemli yerlere getirilmiştir. Onun bu tutumu Müslümanlar tarafından hoş karşılanmamış ayaklanmalara neden olmuştu 656 yılında böyle bir ayaklanma sırasında Kur’an-ı Kerim okurken öldürüldü.

Hz. Ali Dönemi Hz. Osman’ın şehit edilmesinden sonra halifelik Hz. Ali’ye teklif edildi. Başlangıçta bu teklifi reddeden Hz. Ali ısrarlar karşısında görevi kabul etti.
Onun seçilmesi Emevi sülalesinin hoşuna gitmemişti. Emevi sülalesi Hz. Osman’ın ölümünden Hz. Ali’yi suçluyordu. İlk Müslümanlardan olan Hz. Muhammedîn eşi Hz. Ayşe Talha ve Zübeyir’in de içinde bulunduğu gurup Hz. Osman ‘ın katilinin bulunmasını istiyorlardı. Sonunda iki taraf 656 yılında Küfe şehri yakınlarında karşı karşıya geldi.
Hz. Ayşe’nin devesinin etrafında gelişmesinden dolayı Cemal vakası (deve olayı ) adı verilmiştir. Bu savaş sonunda Hz. Ali galip geldi. Talha ve Zübeyr öldürüldü Hz. Ayşe esir alındı. Bir süre sonra Hariciler İslam dünyasını bölmekle suçladıkları Hz. Ali’yi Muaviye ve Muaviye’nin hakemi olan Amr İbn’ül As’ı öldürmek için ayaklandılar ve bu üç kişiye suikast düzenlediler. Bu suikast sonucu 661 yılında Hz. Ali öldü. Hz. Ali’nin şehit edilmesiyle dört halife devri sona ermiştir. O gün bu gündür Müslümanlar savaş içerisinde bir birini anlayamamaktadır. Cumhuriyet rejiminde de insanlar seçilerek gelirler ve milletini temsil ederler. Atatürk’ü sorgulamadan önce biz Müslümanlar bir birini anlamalı ve bir birinin kanını dökmemeyi öğrenmelilerdir. Şuan dinsizlikle hitam ettiğiniz insanların sizden daha iyi dindar olmadığına nasıl karar verirsiniz. Yoksa siz Allah’a inanmıyor musunuz? Yüce ALLAH günahkârlara bile tövbe kapısını açmışken siz kullarına, Allah’ın yarattıklarını yargılamak düşer mi? Halifelik Hilafet diye bağıranlar dört halife dönemini iyi anlamalı ve düşünmelidir. Halifelik döneminde Müslümanların 3’e bölündüğünü hatırlatmak isterim. 1-Şiiler (Hz. Ali)  2-Sünniler(Muaviye)  3-Hariciler(Tarafsızlar.)

Halifelik ve hilafet çığırtkanlığı yapanlar Halifelerin nasıl seçildiğine iyi baksınlar. Bu ülke yıllardır Kürt- Türk Sağ-Sol diye bir birine girdi ama bölünmedi, korkarım ki dindar-dinsiz diyerek bu ülkeyi böleceksiniz. Halifelik= Cumhuriyet

İşte Atatürk düşmanlarının sosyal medyaya düşen iddiası; Bu resme inanacak kadar gözünüz dönmüş sizin. Bu gün Türkiye Cumhuriyeti Devleti varsa eğer Atatürk’ü yok sayamazsınız. Emperyalizmin etkisi dün vardı bugün de var. Allah’a şükür müslümanım ve Atatürk’ü minnetle anıyorum. Ona tapmıyorum. Allah’a varsa onun günahlarını bağışlasın diye dua ediyorum. Allah’a şükür olsun ki Türküm ve vatanımı çok seviyorum. ATATÜRKÇÜYÜM, MİLLİYETÇİYİM, MÜSLÜMANIM

Etiketler: » » »
1183 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+6 = ?