BAKIR SEVGİSİ, MÜZEYE DÖNÜŞTÜ | Narkoz Haber
Açık
  • EURO 6.57
  • DOLAR 5.92

BAKIR SEVGİSİ, MÜZEYE DÖNÜŞTÜ

Hareketli Manşet - 12 Kasım 2011 17:24 A A

“Yirmi beş yıllık hayal gerçek oldu.”

Gazeteci,  yazar Ali Atalar 25 yıl boyunca, gittiği her yerden topladığı tarihi nitelikli bakır eşyaları müze haline getirdi. Geçtiğimiz günlerde,  yıllarca hayalini kurduğu özel koleksiyondan oluşan Türkiye’nin ilk müzesinin açılışını yaptı. Atalar bu müzenin geleceğe ve gençlere ışık olacağını ve bakırları başta Gaziantep olmak üzere Türkiye’nin tüm bölgelerinden yirmi beş yıl gibi uzun bir sürede topladığını ifade etti. Herkes tatilde eğlence yerlerini gezerken ben soluğu antikacılarda alıyordum diyen Atalar her bir bakırın kesinlikle tarihi niteliği olduğunu ve benzerlerinin olmadığını söyledi.

Evde yıllarca biriktirdiği bakırları sadece kendisinin görmesinin bir anlam ifade etmediğini düşünen Ali Atalar Gaziantep’e kazandırdığı bu müze ile yirmi beş yıllık emeğini sergilemenin gururunu yaşıyor.

Bu sevincini Narkoz Haber Gazetesi ile paylaşan Ali Atalar merak ettiklerinizi de gazetemize anlattı.

SAKLI KONAK BAKIR ESERLERİ MÜZESİ

Yaklaşık 800 eserin yer aldığı müzede Osmanlı Döneminde yaşamış bakır ustalarına ait eserler yer alıyor. Bakır eserlerin sergilendiği tarihi yapı, Osmanlı döneminde yapılmış iki ayrı binadan oluşuyor ve tarihi binanın üzerinde bulunan hitabeden yola çıkılarak 1322 (Hicri) yapımı olarak belirlenmiştir.

BAKIRA OLAN TUTKU

Ben bakırı ve tarihi çok seviyorum. İnsanların geçmişini bilmeden geleceğini organize etmesi ve yönlendirmesi mümkün değildir. Bakır bizim el sanatımızdır. Daha doğrusu bakırı şöyle düşünün; Roma’da Bizans’da Osmanlı’da bakır 3000 yıldır kullanılan ve insanlara çok yardımcı olan bir malzemedir. Genelde kolay işlendiği için kullanım malzemesi olarak çıkmış ve Roma döneminde altından ve gümüşten daha değerli olduğu dönemler olmuştur. Bakırın içine farklı madenler katılarak pirinç ve bronz madenler elde edebiliyorsunuz. Bakır insanların uzun dönemdir yardımcısı olan bir malzemedir.

BU KADAR BAKIR OBJE NASIL BİRİKTİ?

Ben yaklaşık 25-30 yıl önce böyle birkaç tane alarak başladım. Bakır kokusu ve şekli dikkatimi çekmeye başladı. Bir yere misafirliğe gittiğimde birileri vitrindeki kristallere bakarken ben genelde o evin mutfağına gidip siz de bakır var mı diye sorarım. Dediğim gibi yaklaşık olarak 25 yıldır devam eden bir merak benim bu merakım. Gittiğim bütün illerde de bakırcılar çarşısını, eski antikacıları gezip bulduklarımı aldım.

MÜZE FİKRİNİN DOĞUŞU

Öyle bir dönem geldi ki bu aldığım bakır eşyalar eve sığmaz oldu. Bende artık bunları benim görmemin çok önemli olmadığını, başkalarının da bunları görmesi gerektiğini düşünerek müze adı altında bu eserlerin bir Antep evinde insanlar ile buluşması gerektiğini düşündüm.

Antep Evlerini yıllardır inceliyorum ve bununla ilgili daha önce 3 tane kitap yazdım. Bu arada sürekli bir Antep evinde yaşama isteğim vardı ve geçen yıl bu zamanlar bu evi buldum. Çok harabe bir şekildeydi, tarihi dokusunu bozmadan restorasyonunu yaptırdım ve burayı müze haline getirerek her iki hayalimi de gerçekleştirmiş oldum.

MÜZEDE YER ALAN ESERLER

Bu müzede şu anda yaklaşık 800 parça eser var. Bu eserlerin hepsi özel parçalardır, sıradan bir şeyler bulamazsınız. Tarih kokan semaverler, serefiye kabı, üsküle tası, bakır vazolar, ilk kahve değirmeni, eski makaslar ve kişilerin adına yapılmış bir çok bakır tabak ve benzeri eserlerin yer aldığı bu tarihi yapıda bir benzerini bulamayacağınız eşyalar yer alıyor. 1700’ lü yıllardan ve öncesinden eser görmeniz mümkün. Buradaki parçaların hepsi tektir, bir ikincisini bulamazsınız. Burada birbirinden değerli ve özel eserler var ama bir annenin çocuğunu ayırt etmemesi gibi şu şundan daha iyidir şeklinde bu eserlere bakmamız mümkün değil. Hepsinin benim için ayrı önemi ve değeri var. Buraya gelen insanlar eskiye gidiyor ve adeta yaşadığı anıları gözünün önüne geliyor. Örneğin bir kevgir görüyor ve biz bununla pilav pişirirdik, başka bir şey görüyor; işte biz bununla yemek yapardık diyor. Eğer benim gibi düşünenler bunları toplamasaydı şimdi bu bakırlar bakırcıda eritilmiş ve yeni bakır yapılmış olarak karşımıza çıkacaktı. Bu parçaları kurtardığımızı düşünüyorum.1700’lü yıllardan başlayan ve Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar devam eden dönemde yetişmiş ustaların eserlerinin yer aldığı bu müze gelecek nesille bırakılacak en büyük miraslardan bir tanesi olacaktır.

BİRÇOK ARAŞTIRMA KİTABI DA BULUNAN YAZAR HANGİ KAYNAKLARDAN FAYDALANDI!

Ben en iyi kaynağın insan ve eski belgeler olduğunu düşünüyorum. Eski belgelere çok fazla ulaşamadım ama ayakta kalmış eski evleri gezerek onları görerek ve fotoğraf çekerek ben kültürü öğrenmeye ve kaynak olarak kullanmaya çalıştım. Benim Osmanlı Dönemi Antep Evleri, Saklı Sanatlar ve Tarihi Transfer Eden Evler olmak üzere bu alanda 3 tane kitabım var. Tarihe tanıklık eden evler kitabında Gaziantep, Kilis ve Halep evlerini inceleyerek üçü arasındaki benzerlikler ve farklılıkları ortaya koydum ve bunu üç dilde yayınladım. Sanatlar kitabında Antep’in duvar süslemeleri ve resimleri ile tavan süslemelerini ele aldım. Antep’te tavanında resim yer alan 35 tane ev buldum ve inceledim. Evin içerisinde yer alan resimlerden ve tarihi kalıntılardan ev sahiplerinin bile haberinin olmadığını gördüm ve beni çok üzdü. Osmanlı Dönemi Antep Evleri kitabımda ise Antep evlerinin yapımını ele aldım. Taş işçiliği, demir işçiliği, krokileri, modelleri, kaç odalı olduğu, penceresi, kapısı, kapı tokmağı gibi konuları inceleyen bir kitap yazdım. Üniversitelerden bir çok hoca gelip benim kitaplarımı  Antep evleri ile ilgili kaynak olarak kullanıyorlar, öğrenciler tezlerinde kullanıyorlar, buda benim için büyük bir hediye oluyor.

Bir başka yazdığım kitap bizden önceki çocukların oynadığı oyunları ele alan bir kitap. Kitap içerisinde kadın ve erkek oyunlarına da yer verdim. Kadın oyunlarının içerisinde kız sana dünür gelmişler, haniya da nerede kalmışlar diye manidar oyunlar var. Erkekler biraz güce dayanan çelik çomak ,gülle, çember çevirme  gibi oyunlar, kızlarda hakeke dediğimiz çizgi , beş taş, ip atlamak  gibi oyunlar oynarlardı. Yaklaşık 170  adet çocuk oyunu yer alan kitap  çok eski bir kitap ve şuanda da kalmadı zaten, bir tek bende numune var.

İLK KİTABINI YAZARKEN TANIK OLDUĞU ACI  GERÇEK!

İlk kitabım 1984 yılında çıktı. Bu kitapları yazarken yaşadığım çok güzel ve beni üzen anılar oldu. Saklı sanatlar kitabını yazarken tavanında yağlı boya ile yapılan ejderha resimleri olan bir eve çekim yapmaya gittim. Bu resim yaklaşık 100 yıllık bir resimdi ve fotoğraflarını çekerek evden çıktım. Resimlere baktığımda fotoğrafların eğri çıktığını gördüm ve tekrar çekmek istedim. Bir hafta sonra tekrar çekim yapmaya gittiğimde o tarihi güzelim evin orada olmadığını gördüm. Evin 2 gün önce yıkıldığını duyunca çok üzüldüm ve  bir hafta boyunca eve kapandım. Tarihin bu denli yok edilip yerine para getirisi olan otoparkın yapılması beni çok üzmüştü. Bu resim sanırım benden başka kimsede yok ve şu anda tarihe ışık tutan bir resim bence.

BÖYLE BİR MÜZE AÇMAK ANTEP’İN HAYALİ OLMALIYDI.

Müze açmak hayalimdi ve gerçek oldu. Ancak ben isterdim ki bu Antep’in hayali olmalıydı ve bu kentten para kazanmış insanlarında bu tür faaliyetlerde bulunması gerektiğini düşünüyorum. Ev olur, hamam olur bu gibi yerleri alıp restore ettirip sanat galerisi haline veya halkın hizmetine sunulan kültür merkezi haline getirilmesini isterdim. O zaman bu evlerin ve hamamların yıkılmasını engellemiş ve tarihi devamını sağlamış oluruz diye düşünüyorum.

GENÇLERİN TARİH VE KÜLTÜRE OLAN İLGİSİ

Şu an bilgi çağındayız ama herkes bilgiyi şu dönemde bilgisayardan alıyor. Müzeye gelen ailelerden anne ve babalar müzeyi geziyor, çocuklar gezmek istemiyorlar. Biz çocuklarda müze bilincini geliştirmemişiz. İlkokula giden bir çocuğu okul aile birliği toparlayıp da bir arkeoloji müzesine bir cam müzesine veya herhangi bir müzeye götürmüyor, dolayısıyla çocuklar müze kültürünü bilmiyorlar. Kap kacaktan, kültürden bana ne diyorlar. 10 üniversite okusan ne okumasan ne. Çocuklar eski Antep evlerinde su olmadığı için koku yapmasın diye dışarı olan tuvaletin neden dışarıda olduğunu bile bilmiyorlar. Tabi bunları yaşamadan bilmek zor ama en azından bunların anlatılması lazım. Geleceğimizi emanet ettiğimiz gençler geçmişini bilerek geleceğe ümitle bakmalıdır. Belki bakır deyip geçeceksiniz ama bakırda olan bir gerçek var oda insanın el emeği ve geçmişte yaşayanların ışığı olma özelliği!

HOBİ OLARAK FOTOĞRAF ÇEKİYORUM

Yaklaşık olarak 30 yıldır fotoğraf çekiyorum. Son zamanlarda ise sürekli Antep evi çekiyorum. Tarihi yerler yok olduğunda elimde bir anı ve kanıt kalsın diye yaklaşık 1700 tane fotoğrafım var ve zaman zaman sergi açıyorum. Ben kitap, müze, fotoğrafçılık tarzında yaptığım bu işleri hiçbir zaman ticari olarak düşünmedim. İnsanlara bilgi vermek için emek harcıyorum ve bu beni mutlu ediyor. Tarihimizin yeni nesile aktarılması gerektiğini düşünüyorum ve birilerinin bunu yapması gerekiyor.

SAKLI KONAK BAKIR MÜZESİNİ GAZİANTEP’E KAZANDIRAN GAZETECİ, YAZAR ALİ ATALAR’A TEŞEKÜR EDİYORUZ.

Bu haber 341 kez okundu.
Hareketli Manşet - 17:24 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

VİDEO HABERLER

HABER LİSTESİ

  • 01
    Karaciğer için sinsi tehlike; Karaciğer yağlanması
    Medicalpark Gaziantep Hastanesi, Gastroenteroloji Bölümü Prof. Dr. Mehmet Koruk, karaciğer için büyük tehlike oluşturan alkole bağlı olmayan Karaciğer Yağlanması hakkında bilinmeyenleri anlattı. Gastroenterolog Prof. Dr. Mehmet Koruk hastalık hakkında şunları söyledi, ‘’Karaciğer yağlanması karaciğerde normalden fazla yağ birikmesini ifade eder ve bunun sonucu non-alkolik yağlı karaciğer hastalığına (NAYKH = alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığı […]
  • 02
    Tırcıların sorunu BERGER’de
    Gaziantep Ticaret Odası, TIR şoförlerinin Avrupa vizesinde yaşadığı sıkıntıları Büyükelçi Berger’e iletti. GTO Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, GTO’yu ziyaret eden Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian Berger’e Türk TIR şoförlerine Avrupa ülkelerine girişte verilen 90 günlük sürede ve vizelerde yaşanan sıkıntıları ileterek çözüm için destek istedi. Bir dizi temasta bulunmak üzere Gaziantep’e gelen […]
  • 03
    Enes’in dileği gerçek oldu
    Geçtiğimiz günlerde Tıp Fakültesi öğrencileri tarafından yürütülen “Leyla’dan Sonra” isimli proje aracılığıyla, tek hayalinin “7 numaralı Enes” yazılı Gaziantep Futbol Kulübü forması olduğunu Gaziantep Futbol Kulübüne ileten Enes’in dileği gerçek oldu. Gaziantep FK Futbolcularından Günay Güvenç, Güray Vural, Papy Djilobodji ve Kana-Bıyık, ensefalopati hastalığına yakalanan ve kesin tanının  konulamadığı 11 yaşındaki Enes’i evinde ziyaret ederek, […]
  • 04
    Heykel Tarlası Yesemek Medeniyet Tarihini değiştirecek
    Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, kentin turizm potansiyeline dönük çalışmaları belirlemek ve uluslararası arenada tanıtmak amacıyla Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Yesemek Açık Hava Müzesi’ni ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin Troyası olarak tanımlanan Tilmen Höyük’ü gezdi, bilgi aldı. Başkan Şahin, bölgede yapılan karbon ve yüzey analizlerinde çok daha eski döneme ait bulguların dünyanın medeniyet […]
  • 05
    İl İstihdam ve Mesleki Eğitim Kurulu toplandı
    Gaziantep İl İstihdam ve Mesleki Eğitim Kurulu 2020 Yılı 1. Olağan Toplantısı gerçekleştirildi. Valilik Atatürk Toplantı Salonu’nda Vali Davut Gül başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda önceki gündem maddeleri görüşülerek 2019 yılı değerlendirmelerinde bulunuldu. Vali Gül, toplantıda yaptığı açıklamada 2019 yılı içerisinde 41.228 kişinin özel sektörde işe yerleştirildiğini söyleyerek bunların 5.837’sinin kadın istihdamı, 12.422’sinin genç işe yerleştirme, 1.643’ünün […]

YOL DURUMU