Gaziantep Haber, Gaziantep Gastronomi, Gaziantep Son Dakika, Gaziantep Sağlık

06 Şubat 2012

SAĞ-SOL ve MİLLİ-GAYRİ MİLLİ

Sağcı, solcu ayrımıyla yıllarca çatışmalar yaşandı. Bir taraf milletin ve devletin bekası için emperyalizm ve komünizme karşı bir mücadele verirken, diğer taraf da halkların kardeşliği için emperyalizme ve sömürüye karşı bir mücadele içindeydi. Bunlara iman edilmişti ve bu uğurda ölündü, öldürüldü, bedeller ödendi. Şimdi geriye bakıldığında, iki tarafı da tahrik eden, birbirine kırdıran elin aynı el olduğu açıkça görülmektedir.
Biz bu çatışmalarla oyalanıp birbirimiz yerken, o elin sahibi kurnazdı ve günün birinde sürecin doğal gereği olarak uyanacağımızı da hesap etmişti. “Ayının kırk türlü oyunu vardır, kırkı da ahlat (armut) üzerinedir” özdeyişindeki gibi o el, diğer oyunlarını sahneye koymak için, başka yumurtalarını da kuluçkaya yatırmıştı. O yumurtalar sağ ve sol diye ayrılan iki kesimin altında büyütüldü, geliştirildi ve bu gün yetişkin hale getirildi.
1980 darbesini tepemize yediğimizde uyanamaya başladık. Zaman içinde fark ettik ki sağ cenahın altında okyanus ötesi kontrollü cemaat yapılanmaları büyütülmüşken, sol kesimin altında da yine okyanus ötesi kontrollü PKK yapılanması büyütülmüş ve figüranlar sahneye sürülmüştü. Bu gün bu figüranlar tam bir yıkım ekibi olmuşlar; para, lojistik ve idari desteği de tam arkalarına alarak seslerini yükseltip yaşamın her alanına el atmaya başlamış, fütursuzca faaliyetlerine devam etmektedirler.
Bu şekilde sahneye sürülen figüranların bütün faaliyetlerini demokrasi, diyalog, ezilmişlik ve inanç üzerine kurgulaması, oldukça geniş kesimlerin kandırılmasına yettiği gibi, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir ideolojik körlük ve saplantıya da sebep olduğu görülmektedir. Öyle ki, kişinin iyi niyetli olması ideolojik kör olmasını engellemediği için bütün iyi niyetiyle okyanus ötesi baronların oyunlarında piyon olmaktan kendisini kurtaramamaktadır. Kendisinin iyi niyetli olduğuna inanan bu kişiler (ki çoğu gerçekten öyledirler), yurttaş olmak yerine kendilerine biçilen “tebaa” rolüyle kullanıldıklarını, Türk milletinin, devletinin bekasına nasıl hançer vurduklarını, kimin hesabına çalıştıklarını bir türlü fark edememektedirler. Fark edenler de midelerinden bağlı oldukları için ses edememektedirler. Bu da yetmez gibi kullanılmak için bütün benliklerini kerameti kendinden menkul birilerinin emrine sunmaktadırlar.
“Gerçeklere ideolojik körlük içinde bakan insanların, topluma yapacakları herhangi bir iyilik olamaz. Körlüğü ve köleliği gönüllü olarak benimsemiş bir kişi ileri düzeyde bir zavallı olup, herhangi bir gelecekte insanlığa katkısı da sınırlı olacaktır. Hiç kimse bizzat kendisi izin vermedikçe hiçbir güç onu kullanamaz.”
Prof.Dr. Özcan Yeniçeri hocanın yukarıda yaptığı tespit, Türkiye’nin içinden geçtiği süreci özetlemektedir.
İdeolojik körlük yaşamayan kesimlerin, artık dışarıdan ithal “sağ-sol” diye bilinen kavramlarla ayrışmanın, gayri milli olan herkesi kucaklayan yeni figüranların ekmeğine yağ sürdüğünü fark etme zamanı çoktan gelmiştir. Artık sağ-sol yerine yeni taraflar oluşmuştur. Bu taraflar “milli” ve “gayri milli” olmak üzere cepheler netleşmiştir. Herkesin nerde durduğunun ve nerde durması gerektiğinin muhasebesini yapmasının tam zamanıdır.
Artık sağ-sol demeden “Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır” demek vaktidir.
Bir araya gelindiğinde, inanç tacirlerinin “vay efendim sağcı-solcu bir araya geldi” diye velvelesine kulak tıkamak vaktidir. Çünkü onların bizlere biçtiği rol bizim kavga edip birbirimizi yememizdir. Bu şekilde biz birbirimizle uğraştığımız, uzak durduğumuz sürece onlar semizleşecek, irileşecek, tıpkı farenin insan uzvunu kemirirken nefesiyle narkoz etkisi yapması gibi Türk milletini kemirecek, Türk gençlerini devşirecek böylece Amerikalı ve Avrupalı patronlarından aferin alacaklardır.

Etiketler: » »
760 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+3 = ?