logo

Senaryo Aynı, Figüranlar Farklı

Bu sahneyi bir yerden hatırlıyorum. Senaryo aynı, oyuncular aynı, izleyenler aynı, sadece figüranlar farklı ve sonuç 24 vatan evladı şehit olurken, 18 vatan evladı yaralı. Günlerdir televizyonlarda, gazetelerde herkes bir şeyler söylüyor. Şöyle olsaydı böyle olurdu, böyle olsaydı şu olmazdı, sabrımız taştı, intikamı alınacak gibi sözler sarf ediliyor. Bütün haberciler Çukurca ilçesine yerleşmiş durumda ve günlerdir buradan yayın yapıyorlar, operasyonların ardı arkası kesilmiyor. Taburlar giriyor, tugaylar çıkıyor, komutanlar gidiyor vs. Olaya gelince daha önce yaşanan baskınların hemen hemen aynısı, sadece değişen birden fazla yere aynı anda organize bir şekilde saldırıda bulunulması. Bu da karşımızda artık birileri tarafından çok iyi şekilde yetiştirilmiş, eğitilmiş, dağınık hareket etmeyen, organize bir terör örgütün olduğunu gösteriyor. Terör örgütü yine sınıra yakın bir yerde Kekliktepe adı verilen askeri tabirle üs bölgesi denilen yeri basıyor ve adeta yerle bir ediyor. Sınıra bu kadar yakın ve tehlikeli bir bölgede 45-50 civarında bir mevcutla etrafı basit taş duvarlarla çevrili bir yer, içinde kerpiç derme çatma binalar, adına üs bölgesi denen bu yerde vatan evlatları kaderi ile baş başa. Söylenenlere göre çok kalabalık bir grup yaklaşık olarak 250-300 kişi bu bölgeye sızıyor ve sonuç ortada. Sabaha kadar devam eden çatışmalar, olay yerine en erken sabah yardım gönderilebiliyor. Siz bu kadar kritik bir bölgede, yardım dahi götüremeyeceğiniz bir bölgede 50 kişilik bir mevcutla ne olduğu belirsiz derme çatma yapılarla bu çocukları adeta ölüme terk ediyorsunuz. Devlet büyüklerimiz, komutanlarımız sürekli bu bölgede geziyorlar ve incelemelerde bulunuyorlar. Merak ediyorum acaba kendi çocukları olsa böyle bir bölgede, böyle derme çatma bir yerde, bu kadar mevcutla çocuklarını burada bırakabilirler mi? Geceleri rahat uyuyabilirler mi? Sayın Cumhurbaşkanımız olaydan 4 gün önce bu bölgede ziyarette bulunmuştu ve dikkatimi bir şey çekti. Askere verilen yemeğin reklamı yapılıyordu orada. Poşetin içine soğuk suyu koyuyorsunuz ve poşette bulunan yemek bu suyla ısınıyor ve devletimiz askerine sıcak yemek yedirme fırsatını sunuyor. Tabiî ki çok güzel, Allah devletimize zeval vermesin, Ancak, bizim oralara giden askerimiz zaten gariban, fakir, fukara. Burada almış olduğu üç kuruş parayı bile anasına, babasına gönderen evlatlarımız var. Bizim askerimiz buralarda kuru soğan ekmek yemeye de razı. Burada yapılması gereken bu vatan evlatlarını analarına, babalarına sağ salim nasıl teslim edebiliriz onun hesabını yapmalıyız. İran devletinin karakollarını incelemenizi tavsiye ediyorum. Hepsi standart olan karakolların hepsi kale gibi. Bırakın içeriye girmeyi, yaklaşmanız bile imkansız, görüntüsü bile insanı psikolojik olarak yıpratıyor. Bizim karakollarımız ve üs bölgelerimiz ise facia. Nerede bir tepe var Türk Bayrağını dikmişiz, etrafına basit bir duvar, içine kerpiç baraka al sana karakol ya da üs bölgesi. Daha önce Dağlıca baskınında da aynı konular gündeme gelmiş maalesef güzel memleketimde her şeyin unutulduğu gibi bu da zaman içerisinde unutulmuştur. Yaşanan bu olayda çok kısa bir süre içerisinde unutturulacaktır. TSK’nın mevcut yapısı içerisinde bu sorunun çözümlenemeyeceğini düşünenlerden birisiyim.  Bölgede bulunan binlerce askerimiz dağınık bir vaziyette, sayımız çok ama dağınık ve sabit olduğumuz için etkinliğimiz az. Bekleyen taraf hep biziz ve hiçbir faaliyetimiz yok. Operasyonların düzenlenmesi için illa şehitlerin mi gelmesi lazım, nasıl bir sistemdir, harekat tarzıdır bu. Asker adeta bölgeye hapsedilmiş durumda, dışarı çıkmaya korkar hale gelmiş, kışlalara hapis olmuş durumda. Kürt vatandaşlarımız askeri bölgeye erzak ve mal taşımamaları için sürekli tehdit edilmekte, belediye başkanı işçisi tarafından ne olduğu belirsiz adına mahkeme denilen garip yerlerde yargılanmakta. Bölgede asker kendi güvenliğini koruma derdine düşmüş, vatandaşı unutmuş durumda. Eğer siz vatandaşınıza sahip çıkmazsanız, can güvenliğini sağlamaz, devletin varlığını hissettirmezseniz, birileri gelir bunu sizin yerinize yapar. Ondan sonra kim terörist, kim vatandaş, kim suçlu ayırt edemezsiniz ve dibinizden geçen kişileri acaba terörist mi? Acaba vatandaş mı? diye anlamaya çalışırken, sonuç hüsran olur. Söylemek istediğim şudur. Hükümeti, Askeri, Muhalefeti, Vatandaşı, Polisi, Medyası ahkam kesmeyi bırakalım. Artık gerçeklerle yüz yüze gelelim. Bu vatan evlatlarını saksıda yetişen çiçek olarak görmekten vazgeçelim. Ortada bir savaş varsa hepimiz birlikte gidelim, ölelim, öldürelim bu işi bitirelim, eğer ortada bir şey yoksa bu gariban evlatlarımızı bile bile ölüme terk etmekten vazgeçelim. Mesele sadece bundan ibaret değil elbet.. Bu bölgede devlet kendisini hissettiremiyorsa.. Terör örgütü kendi mahkemelerini kurmuşsa düşün? Orada koğuşlanan askerin çarşıya çıkamıyorsa düşün? Süt parası dahil, devletin tüm olanaklarından fazlasıyla yararlanan vatandaş teröre kucak açıyorsa düşün? Asker dışarı çıkıp devlet dairelerinde işini halledemiyorsa yine düşün! Demek ki devlet orada yok! Neden mi devletin toplayacağı vergiyi PKK fişini kesip halka gönderip zaten topluyor! Onun için ya var olacaksın ya da yok! Tabii bu arada Deniz Feneri Davasında tutuklu bulunan Zahit Akman ve 6 kişi serbest bırakılıyor ne ilginç değil mi?. Tamda askerlerimizin ardından dökülen gözyaşlarının gölgesi altında fark edilmiyor bile!  Hemen ardından gelen zamlar peşi sıra uygulamaya konuluyor. Vatandaş zaten bu güne kadar cebine giren çıkandan haberdar olmasın diye gündem sürekli sıcak tutuldu. Hal böyleyken yine şehitlerimizin ardından dökülen gözyaşlarının gölgesinde hemen uygulamaya konulan zamlar vatandaşın bu sefer epey canını yakacağa benziyor. Ben bu memlekette elektrik ödüyorsam ve benden almasını biliyorsan gidip oradan da alacaksın. Kimse kusura bakmasın bu millet enayi değil! Ne yani bizde mi dağa çıkalım top yekün. Vay bu memleketin haline!

Bütün şehitlerimizin yakınlarına başsağlığı diliyorum.

937 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+2 = ?
#

Senaryo Aynı, Figüranlar Farklı” için 1 yorum

  1. Hasan : diyor ki:

    çok güzel yorumlaşım ve özetlemişsiniz, yazılarınızı yakından takip ediyoruz..başarılar