Gaziantep Haber, Gaziantep Gastronomi, Gaziantep Son Dakika, Gaziantep Sağlık

Gaziantep Haber, Gaziantep Gastronomi, Gaziantep Son Dakika, Gaziantep Sağlık

UYGULAYICILAR BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ

Bakan Fatma Şahin, Gaziantep Anatolian Otelde düzenlenen ”Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun” il tanıtım toplantısında 1998 yılında yürürlüğe giren 4320 sayılı Kanunun artık yetersiz olduğunu yeni kanun ile uygulayıcıların daha rahat çalışabileceğini belirtti.

Bakan Şahin; Ayşe İnce’nin şikayette bulunduğu kocası tarafından bıçaklanarak öldürülmesiyle ilgili yaptığı bir konuşmada, “ biz gereğini yaparız” sözünün savcılar tarafından yanlış anlaşıldığını, hakimleri ve savcıları  iş ortağı olarak gördüklerini ve bu işi ancak beraber başarabileceklerini söyledi. Şahin; “Benim burada söylemeye çalıştığım yasa kadar uygulamanın da önemli olduğu ve uygulayıcıların bu yasayı sahiplenmesi gerektiğine vurgu yapmak istedim. Bu yasayı çok iyi uygulayan, sahiplenen arkadaşlarımız var. Biz sadece bu konuya dikkat etmeyen, yeterince üzerinde durmayan arkadaşlarımız için bu konunun önemli olduğunu vurgulamak istedik. Ben tekrar söylüyorum Hakimler ve Savcılarımız bizim en önemli beşeri sermayemizdir. Biz bu sorunları nasıl çözeceğiz. 3 tane adam sorun çözebilir mi? Böyle büyük 74 milyonun yaşadığı bölgeler arası, çok farklı kültürlerin buluştuğu, gelenek ve göreneklerin, ataerkil bakışın hakim olduğu Türkiye’de bu nasıl çözülecek. Dolayısıyla bizim, sizinle beraber işbirliği ve güç birliği yapmamız gerekiyor.

MEVCUT YASA SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNDE YETERSİZ KALIYOR

Hakimlerimizle ve uygulayıcılar ile yaptığımız görüşmelerde 1998 yılında yürürlüğe giren 4320 sayılı “Ailenin Korunmasına Dair Kanunun artık yetersiz olduğu, sorunların daha geniş olduğu şeklinde şikayetler aldık. Mevcut yasa ile sorunları çözemediklerini ve yetki verilmesi gerektiğini söylediler. Bizde oturduk, 236 dermek, sivil toplum örgütleri, sahadakiler ve akademisyenler ile sizlerin Ankara’da ki temsilcileri ile oturup çalıştık yeni bir paket hazırladık. Bakanlığa geldiğim günden itibaren en önemli görevim yaşam alanını korumaktı. Önce hukuki çatıyı oluşturmamız ve ardından da bu yaşanan hukuki sorunlarda uygulayıcıların görev alanına düşen konularda görevini yapmasını sağlamamız gerekiyordu. Avrupa Konseyinin İstanbul Antlaşması dediği uluslar arası bir antlaşmayı  8 Mart tarihinde sayın Cumhurbaşkanımızın onaylaması ile çekincesiz ilk imzalayan ülke olduk. Avrupa Birliği ülkeleri halen düşünüyor, çekinceleri var. Geldiğimiz noktayı iyi görmek lazım, burada bir irade var, İngiltere, Fransa, Almanya henüz bu antlaşmayı parlamentosundan geçirmedi bile. Kim olursa olsun yaşam hakkı en önemli haktır. Sebep ne olursa olsun dayak ve şiddetin hiçbir haklı tarafı olamaz. Aile içi iletişimin güçlenmesi lazım insanlar konuşa, konuşa sorunlarını çözmesi lazım. Bu hususlar sadece hukukun çözebileceği bir sorun değil. Biz bununla ilgili de çalışmalar yapıyoruz. Evlilik öncesi ve sürecinde sorunlar çıkabileceğini, evliliğin bir paylaşım olduğunu ve sorunların çözülebileceği konusunda da çalışmalar yapıyoruz. Hemen yanlış tercih yaptımdan ziyade ben bunu yönebilirimi öğretmeye çalışıyoruz.

BİZİM MEDENİYETİMİZDE MERHAMET VAR

Bizi biz yapan değerlere bakıyorsunuz, biz vakıf medeniyetinden geliyoruz. Bizim medeniyetimizde paylaşma var, yardımlaşma var, merhamet var, şefkat var. Bu duyguları toplum olarak yok ettiğiniz zaman “Bana değmeyen yılan bin yaşasın, gemisini kurtaran kaptan” dediğin zaman, hiçbir anlamı yok. İnsanların çevresiyle, akrabalarıyla, dostlarıyla ve komşularıyla olan ilgisini, muhabbetini ve merhametini artırmak gerekir. Bu değerleri de beraberinde güçlendirmemiz lazım ki istediğimiz çözüme ulaşabilelim. Bu mücadele, akşamdan sabaha olmayacak. Ama bir şekilde başlayıp sonuna gitmemiz için de mücadele etmemiz lazım. Bu azmi, bu inancı ve bu kararlılığı göstermemiz gerekiyor. Bunu yapmadığımız zaman nasıl ileri demokrasiye gideceğiz. Nasıl güçlü toplum olacağız.

TOPLUMDA HERKES HAK VE HUKUKUNU ARAMAYA BAŞLADI
10 yıl önce yola çıktığımızda toplumsal sorunlarda, özellikle kadının sorunlarında, çocuğa ait sorunlarda, dezavantajlı grupların sorunlarında toplum olarak  sorunlarımızı çokta görmeye çalışmıyorduk. Sorunlarımız hep halının altında kalıyordu, hep 3 maymunu oynuyorduk, görmüyorduk, duymuyorduk, işitmiyorduk. Bunları konuşmak çok fazla işimize gelmiyordu. Ama artık ülke kapalı bir toplumdan açık bir topluma gidiyor. Toplumda herkes hakkını ve hukukunu aramaya başladı ve toplumda bunu dinlemeye başladı. Bu aşamada bize düşen toplumdan gelen sesi duymak, açık topluma gitmenin gereği olan bütün hak ve özgürlüklerde, bütün sorunlarda hiçbir şeyi halının altına koymadan ne varsa çözüm makamı olarak konuşmaktır. Sayın Başbakanımızda bu konuyu çok önemsiyor ve bundan üç ay önce şiddetle mücadele konusunda bir genelge yayımladı. Bu genelgede herkesin şiddetle ilgili üzerine düşeni yapması gerektiğini vurgulayarak, hangi makamın hangi işleri yapması gerektiğini açık bir şekilde vurguladı. Genelgedeki en önemli husus ise geri bildirimler ile her üç ayda bir yaşanan gelişmelerin Başbakanlık tarafından duyurulması ide biz bu geri bildirimleri sağlarsak çok önemli mesafe kat etmiş olacağız” dedi.

Etiketler: » » » » » » » »
419 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+2 = ?