Gaziantep Haber, Gaziantep Gastronomi, Gaziantep Son Dakika, Gaziantep Sağlık

Gaziantep Haber, Gaziantep Gastronomi, Gaziantep Son Dakika, Gaziantep Sağlık

VARSA SURİYELİ, YOKSA SURİYELİ!

Bir hayli yoğun geçen hafta sonunun ardından herkes bir rahat nefes aldı sanırım.

Kolay değil şehrimize Başbakan geldi. Geldi gelmesine de eziyetin bu kadarına da pes dedik hani!

Gazetecilerin ulusalı, yereli başbakan peşine koşmaktan ve korumalarla saklambaç oynamaktan kendi işini güçte olsa gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadı.

BASIN KÖŞE KAPMACA OYNADI

Başbakanın gelişinden gidişine kadar başbakanlık korumaları basın mensuplarını böcek gibi ezdi. İşini yapmaya çalışan basın mensupları sadece işlerini yapmak için çabalarken korumalar her fırsatta kapıları kapattı. Bu ülkede herkes ajans haberi kullanırsa eğer hiç kimse gazete okumaz çünkü hepsi birbirinin aynını yazar. AA ve TRT her yerde neden diğer basının yazması size dokunuyor mu? Bir kare resim alıp haber yazmak için çabalayan basın vay halimize! Bazı ulusal basın ve yerel basın mensupları ile birlikte Gaziantep Üniversitesi’nde içeri girebilmek için Atatürk Kültür Merkezini tavaf ettik. Korumalarla tartışan ulusal basın mensubunun sarf ettiği sözler her şeyi anlatmaya yetiyordu. Bize yazık değil mi? Başbakanımız bunu duysa siz bizim haberimizi yapmasanız da olur, yapan yapıyor mu der,  yoksa basına elinizden geldiğince yardım edin mi der bilmem ama gerçek şu ki bu insanlar sadece işini yapmaya çalışıyor!

Karataş spor salonunda gerçekleştirilen toplu açılış törenine eski belediye başkanlarının ve kilit adamların katılmamaları dikkatlerden kaçmadı. AK Partinin eski kilit taşları yerinden oynadı mı bilinmez ama Başbakan salonun sağ tarafını kutlarken sol tarafından memnun olmadığını da açıkça söyledi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yaptığı konuşmada Gaziantep’e 1 milyar 200 milyon TL’lik yatırım ve hizmet kazandırdıklarını anlattı. Terör örgütüne de seslenerek silah bırakmaları konusunda çağrıda bulunurken salonun sol tarafı boşalmaya başladı, sanırım başbakan sol taraf zayıf derken bunu kastetmişti.

KÜRT VATANDAŞIMIN SORUNU VAR

Başbakan’ın Nizip meydanında Niziplilere seslenerek ilk defa sarf ettiği cümleleri hatırlayalım. “Ben Kürt sorunu diye bir şey tanımıyorum. Kürt kardeşimizin sorununa evet ama Kürtçülüğe hayır! Asimilasyona hayır dedik, tüm yaratılanları yaratandan ötürü sevdik” Daha düne kadar bu ülkede KÜRT SORUNU vardır diyen başbakanımız ilk defa Kürt sonu yoktur dedi.

Başbakan Gaziantep Üniversitesi’nde Fahri Doktorasını aldıktan sonra yaptığı konuşmada çok dikkat çekici bir unsur vardı aslında! Dil konusunda sınıfta kaldık diyerek bölgede Gaziantep Üniversitesinde bir Kürt dili Edebiyatı bölümünün açılması gerektiğini vurguladı sanki! Bilim adamından dalkavuk olur mu? Akşemseddin Fatih’in karşısında eğilmemiştir. Fatih, Akşemseddin’in karşısında eğilmiştir. Benim elimi niye öpeceksin. Senin, elini öpmen gereken üç kişi var, git babanın elini öp, annenin elini öp, bir de hocalarının elini öp. Başka kimsenin elini öpme.” diyerek Gaziantep Üniversitesi Rektörü Yavuz Coşkun’a gönderme yaptıktan sonrada Arapça ve Kürtçe dili denince akla Gaziantep Üniversitesi gelmeli hatırlatmasında bulundu.

SURİYELİLER NİZİPLİLERE EMANET

“Suriyeli kardeşlerimi Nizipli kardeşlerime emanet ediyorum” diyen başbakan Gaziantep gezisinde hop  oturdu Suriye dedi, hop kalktı Suriye dedi. Suriyelilerde ona olan sevgisini Nizip kampı ziyaretinde fazlası ile gösterdi. Yalnız kampta bir şey dikkatimi çekti. KADIN VE ÇOCUKLARA eyvallah ama eli silah tutabilecek genç Suriyeliler neden ülkesinde savaşmıyor ve kampta kalıyordu. Bizim ülkemizde bir savaş olsa, gencecik eli silah tutan yiğitler ülkesinden kaçsa o kaçaklara ne derler biliyor musunuz? Vatan haini… Ben şimdi o gençlere ne diyeceğimi bilemiyorum. Yorum sizin!

Ayrıca çocukların durumu hiç iyi değildi. Doktorların Arapça bilmemesi ve tercümanların tam tercüme edememesi yüzünden sıkıntı çektiklerini söyleyen Suriyelilerin tek sıkıntısı hastaneymiş. Konuştuğum genç Aleppo Üniversitesi’nde Arkeoloji okumuş ve mastır yapıyormuş. Türkiye’den isteği yarım kalan eğitimine Gaziantep’te eşi ile birlikte devam etmekti. Lara bebek hastaydı ve nefes almakta güçlük çekiyordu. Savaşın çirkin yüzü sadece çocuklarda değil annelerde de etkisini fazlası ile gösteriyordu. Bir pankarta yazılan Arapça “Ne ekmek, ne su BARIŞ istiyoruz” yazısı ülkelerinden kilometrelerce uzakta olan Suriyelilerin isteklerini anlatmaya yetiyordu. Tek sorun savaşın uzun sürmesi halinde Türk hükümeti Suriyelilere vatandaşlık verecek mi? Vereceklerse de bu yerel seçimler öncesinde olacaktır sanırım. Çünkü Recep Tayyip Erdoğan örgütünden  %70 oy istedi. Gaziantep’in oy oranının % 54 olduğunu söyleyen Başbakan Bahçeli’nin yüzünü kara çıkarmamak lazım dedi. 157 bin Suriyeli vatandaşa ev sahipliği yapıyoruz. Bunun 30 bini çadır kentlerde yaşarken yaklaşık 5-10 binide ev alarak şehirde yaşıyor. Matematiksel olarak sanırım %54 + %6 = %60 birde Suriyeli vatandaş oy verirse olur % 70. Başbakan aslında Gaziantep ziyareti ile yerel seçimlerin startını da vermiş oldu. Haydi, hayırlısı diyelim.

Fakat Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer Gaziantep’in eğitimde güllük gülistanlıkmış gibi yaptığı konuşma bana 4+4+4 sisteminin getirdiği yaklaşık 9000 derslik açığını ve alfabetik sıraya göre R’ ye kadar 1. ve 70 kişilik tıka basa dolu sınıfları aklıma getirdi. Eğitimde Gaziantep’in sonlarda olduğunu zaten hiç söylemeye gerek yok.

KORKUDAN KİMSE KONUŞAMADI

Başbakanın Gaziantep gezisinde bir araya geldiği siyasetçi ve bazı Sivil Toplum Kuruluşları temsilcileri yalakalığının dozunu arttırınca şehrin sorunları unutuldu. Sanki Gaziantep sıfır sorunla hayata devam eden bir şehir. Ama işin gerçeğini söylemek gerekirse dudak uçaklatan bütçeler Suriyeliler için ayrılmış, Gaziantep’ten ziyade Suriyelilerin sorunları masaya yatırılmıştı. Varsa yoksa Suriyeli mülteciler ama bu şehirde sadece Suriyeliler yaşamıyor. Sindirilmiş siyasetçileri ve STK temsilcilerini görünce çok utandım. Türkiye’nin nerden nereye geldiğini görmek beni üzdü. Başbakanın karşısında konuşmayı ve bu şehrin sorunlarını söyleme cesareti gösterebilen az da olsa birileri vardı. Bu şehrin rektöründen tutunda Sivil Toplum Kuruluşları, Belediye Başkanları dahil olmak üzere herkes bir bir yaptıklarını anlattı ama asıl dile getirilmesi gereken yapamadıklarını kimse söyleme cesaretinde bulamadı. Sorunsuz bir şehir ve sorunsuz bir üniversite! Her ne kadar buradan böyle gözükmese de söylenenler öyle!

Sayın Başbakanım Güzel şehrimiz Gaziantep’i ziyaretinizden memnuniyet duyduk fakat bir daha ki gelişinizde Gaziantepli gariban vatandaşlarında sorunlarını dinlerseniz bizi sevindirirsiniz. Suriyelilerin isteklerini teveccüh göstererek dinlediniz ama bir öğretmenin atama istemesine kızıp azarladınız. Vatandaş size karşı değil vatandaş yaşadıklarına ve hak etmediği bürokrasiye karşı! Yıllarca varını yoğunu verip evlatlarını okutan ailelerin tek isteği çocuklarının geleceğidir. Bu ülkenin vatandaşları istek ve arzularını size söylemeyecekte kime söyleyecek? Güle güle BAŞBAKAN.

Etiketler: » » » »
655 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+2 = ?

BENZER HABERLER

Köşe Yazıları
Gaziantep ve Sağlık Turizmi

Gaziantep ve Sağlık Turizmi

Mezine Sırakaya
İnsan Olabilmek!

İnsan Olabilmek!

Mezine Sırakaya
“Baba Mekansızdır”

“Baba Mekansızdır”