logo

Çelik, “Afete dayanıklı bir toplum olmalıyız”

Çelik, “Afete dayanıklı bir toplum olmalıyız”

akut-mahmut-celikAKUT Denetleme Kurulu Üyesi ve Eğitmen Mahmut Çelik, “AFETE DAYANIKLI BİR TOPLUM” haline getirirsek, kriz yönetimi yapmak durumunda kalmayız diyerek deprem öncesi ve sonrasında yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi.
AKUT Denetleme Kurulu Üyesi ve Eğitmen Mahmut Çelik AKUT’un yalnızca arama-kurtarma hizmeti vermediğini aynı zamanda afetlere karşı toplumu bilinçlendirmek için eğitim ve seminer düzenlediklerine dikkat çekti.
Çelik, AKUT Arama Kurtarma Derneği’nin ülke genelindeki 36 ekibin ve seminer birimi gönüllülerinin okullarda, halk eğitim merkezlerinde, kültür merkezlerinde, kamu kurumlarında ve benzer toplu yaşam alanlarında ücretsiz seminerler verdiğini söyledi.
Çelik, “2000 yılından beri ücretsiz seminerler düzenliyoruz. Yılda ortalama 100 bin kişi ile buluşuyoruz. Bunlara ek olarak çeşitli dönemlerde yaptığımız Tır projelerimiz ile ülkemizi il ve ilçe bazında dolaşarak seminerler veriyoruz. Afet Bilinçlendirme kitapçıkları dağıtıyoruz, deprem simülatörümüzde güvenli ev ve güvensiz evi sarsıntı anında görmenizi ve bu sayede evinizde gerekli önlemleri almanızı sağlıyoruz. Yine çeşitli yaş gruplarındaki çocuklara afetlerden nasıl korunacaklarını tiyatro oyunlarıyla anlatmaya çalışıyoruz. Halkın ve bilhassa çocukların eğitimini son derece önemsiyoruz. Güvenli yaşam kültürünü benimsemiş bir toplum oluşturmaya çalışıyoruz. Bu çalışmalarımızın uzun vadede güzel sonuçlar oluşturacağına eminim” dedi.

akut-blgiÇelik, En ufak bir sarsıntıda uzmanların ekranlara çıkıp bilhassa nüfusun en yoğun olduğu Marmara Bölgesi için kötü senaryolarının ardında yatan gerçeklik ya da amacın halkı ikaz edip farkında olmaya, tedbir almaya çağırmak olduğunu belirtti.

Gelen Müdürlüğü (MTA) tarafından 2013 yılında hazırlanan deprem risk haritasına göre; ülke topraklarımızın % 96’sı, nüfusumuzun % 95’i, sanayi tesislerimizin % 98’i, barajlarımızın % 93’ü deprem riski altında.
Çelik Afete dayanıklı bir toplu için şu bilgileri verdi;

“AKUT, JAK, UMKE veya AFAD evinize gelip eşyalarınızı sabitleyecek değil. Bizler size bu bilinci vermeye çalışırız, uygulamakla mükellef olanlar sizlersiniz. Bizler size “ACİL DURUM ÇANTASI HAZIRLAYIN” deriz, “içinde düdük, kuru gıda, su, fener, pil, pilli radyo, yedek kıyafet, tapu, kimlik ve ruhsat fotokopileri, bebek var ise özel bakım ürünleri, bir miktar para, kullanılan ilaçlar var ise yedek ilaçlarınız olsun” deriz bunları hazırlayacak olan sizlersiniz. “Binanızın denetimlerini yaptırın, estetik ya da maddi kaygılarınızın hayatınızın önüne geçmesine izin vermeyin” deriz ancak siz almak istediğiniz kadarını alırsınız… Biz AKUT olarak bu algıyı zihinlere yerleştirmek için çocuklardan başlıyoruz ki ileriki nesiller bu çelişkilerle yetişmesin.
İLK 72 SAAT ÇOK ÖNEMLİ
İlk 72 saat çok önemli çünkü insan bedeninin susuzluğa ve açlığa dayanabileceği saatler ortalama olarak bellidir. “İlk 72 Saat” bu ortalamalar ile belirlenmiş kritik saatlerdir. Tabii ki kazazedenin nerede, ne şekilde mahsur kaldığı, kanamasının veya kronik bir hastalığının olup olmadığı, alandaki oksijen, kişinin psikolojisi ve benzer birçok faktör, süreyi belirleyici unsurlardandır. Ancak şunu söyleyebilirim, 1999 yılında AKUT’un tüm ülkeye örnek olarak başlattığı arama-kurtarma seferberliği çok olumlu sonuçlar verdi ve şu an bu alanda dünyanın en çok ve en iyi yetişmiş insan gücüne sahip ülkelerinden biriyiz. Enkazda kaldıysanız bir ekip mutlaka gelecek ve sizi bulacaktır. Bu ekiplerin sismik-akustik dinleme cihazları vardır. Bu cihazlar yerin birkaç metre altındaki bir nefes sesini, su damlasını dahi duyabilen aletlerdir. En az altındaysanız nefesinizi ve enerjinizi tasarruflu kullanmalısınız. Bağırmak yerine örneğin ayağınız veya elinizle küçük ama ritmik sesler çıkartarak orada olduğunuzu bizlere duyurabilirsiniz. Yine ne kadar soğukkanlı olursanız ekiplere o kadar yardımcı olabilirsiniz. Cep telefonunuzun şarjını da özel görüşmelerle bitirmemelisiniz gibi pek çok şey söyleyebiliriz.
PANİK YAPMAMALIYIZ
Öncelikle depreme nerede yakalanırsak yakalanalım panik yapmamalıyız. Depremlerde binalar hasar görmese bile panikden dolayı yaralanmalar ve ölümler gerçekleşmekte. Bir afetle mücadele etmenin 3 temel unsuru vardır: Bu unsurlar, Önlem-Hazırlık, Müdahale ve İyileştirmedir. Biz tüm seminerlerimizde halkımızı olası bir depreme karşı bilinçlendirmek için önlem ve hazırlık aşamalarından bahsedebiliriz. Kısaca özetlersek önlem ve hazırlık aşamaları aşağıdaki gibidir:
• Yaşadığınız coğrafyanın kaçıncı derecede deprem bölgesi olduğunu, yaşadığınız binanın depreme dayanıklı olup olmadığını bilmeniz gereklidir.
• Öncelikle evinizde ve iş yerinizde bir acil eylem planı yapmanız ve bu planı çeşitli tatbikatlar ile işler halde tutmanız gerekmektedir.
• Evinizde ve işyerinizde devrilebilecek tüm eşyaların sabitlenmesi gerekmektedir. Binanız sağlam olsa dahi, büyük eşyalar bir sarsıntı anında devrilerek size zarar verebilir yahut çıkış noktanızı kapatabilir.
• Binamızın sağlam olduğunu ve eşyaların sabitlenmiş olduğunu kabul edersek, deprem esnasında depreme nerede yakalandık ise orada ağırlık merkezi yere yakın sağlam bir eşyaya turunarak, yat-tutun-korun ya da çök-tutun-korun pozisyonunda depremin geçmesini beklemeliyiz.

Not: Şayet evinizdeki eşyalarınızı sabitlemediyseniz ne yazık ki bizim önerimiz bulunmamaktadır.

Eğer depreme binamızın hemen girişinde yakalandıysak; kesinlikle binaya girmemeliyiz. Etrafımızı çevreleyen binaların boyunun en az 1,5 katı kadar uzaklaşmalı, mümkün olan en açık alana doğru ilerlemeliyiz. Yüksek binalardan, elektrik direklerinden, gerilim hatlarından korunarak çök-tutun-korun pozisyonunda depremin geçmesini beklemeliyiz.

Depreme merdivende yakalandıysak; en yakın olduğumuz kata inmeliyiz ya da çıkmalıyız. Yine yat-tutun-korun ya da çök-tutun-korun yaparak depremin geçmesini beklemeliyiz. Deprem esnasında kesinlikle merdivenlere, asansörlere ve balkonlara koşmamalıyız.
Depreme asansörde yakalandıysak; bu tamamen bizim şansımıza ve depremin büyüklüğü ile binanın yapısına kalmış bir durumdur. Orada şunu yapın diyebileceğimiz fazla bir seçenek maalesef ki yok. Enerinizi tasarruflu kullanın denilebilir.

deprem-haritası
KURTARMA EKİBİ YOKTU

1999 yılında hepimizi derinden yaralayan Marmara depremi meydana geldiğinde ne yazık ki ülkemizde ne sivil ne kamuya ait arama kurtarma ekibi yoktu. Yalnızca, şimdi AFAD olan Sivil Savunmaya ait 110, AKUT Arama Kurtarma Derneği’ne ait 120 kişi olmak üzere toplam 230 profesyonel arama-kurtarmacı vardı. Bir de İtfaiye erleri. Teknolojinin şimdiki gibi gelişmediği gibi, elimizde de yeterli alet ve ekipman yoktu. Buna rağmen AKUT olarak bizler 200’den fazla insanı kurtarmayı başardık. Ancak daha sonraki süreç, hem devletin, hem sivil toplumum hem de özel şirketlerin bir özeleştiriye gitmesi ve çok büyük adımlar atarak yeniden yapılanması ile devam etti. Türk Silahlı Kuvvetleri JAK adında Jandarma Arama Kurtarma, Emniyet Güçleri ÇAKUT adı altında Çevik Kuvvet Arama Kurtarma ekipleri kurdu, İtfaiyeciler donanımlarını artırdı, Sivil Savunma AFAD’a devrildi ve son derece üst düzey bir yapıya kavuştu. Yüzlerce sivil toplum örgütü ve özel sektör bu alanda hizmet vermek üzere kuruldu. Belediyeler kendi kurtarma takımlarını oluşturdu, muhtarlıklar Mahalle Afet Gönülüleri diye bir oluşuma gitti. Büyük şirketlerde, üniversitelerde, hastanelerde ve pek çok yerde arama-kurtarmaya gönül vermiş eğitimli personel görebiliyorsunuz. Bunlar gurur verici gelişmeler. Ancak arama-kurtarma, bir afetin şu anki aşamasıdır. Şöyle ki; bir afetin 3 zamanı vardır. Öncesi, şimdi ve sonrası. Ülkemiz “şimdi” safhasında çok ileri bir noktaya ulaştı ancak bir afet için önemli olan zaman dilimi afetin öncesi yani önlenebileceği noktadır.
KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİNİ DESTEKLİYORUZ

Devletin, afetin öncesi yapılması gerekenlerle ilgili olarak gerçekleştirdiği Kentsel Dönüşüm Projesini AKUT ailesi olarak çok yerinde buluyor ve destekliyoruz. Ancak bu projenin çıkış noktasının “Güven İçinde Yaşanabilir Konut” temini olduğunu yazık ki unutup kâr amaçlı bir planlama yoluna giden vatandaşlarımız veya müteahhitlerimiz de var…

Bir afetle mücadele etmenin yolu önlem ve hazırlık etaplarını tamamlayarak başlar. Eğer risk analizlerimizi iyi yaparsak ve binalarımızı depreme dayanıklı bir şekilde inşa edersek, alan açmak için kolonları kesmezsek, estetik kaygılarla kirişleri kırmazsak, toplumumuzu afetlere karşı yeterli derecede bilinçlendirip AFETE DAYANIKLI BİR TOPLUM haline getirirsek, kriz yönetimi yapmak durumunda kalmayız.

Etiketler: » » » » » » » »
21 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+6 = ?