logo

Doç. Dr. Mustafa Çelik İşitme Kaybı Tanı ve Tedavisini Anlattı

Doç. Dr. Mustafa Çelik İşitme Kaybı Tanı ve Tedavisini Anlattı

Doç. Dr. Mustafa Çelik İşitme Kaybı Tanı ve Tedavisini Anlattı

Narkoz Sağlık Dergisi’nin hazırladığı “Sağlıklı Sohbetler” Programında Mezine Sırakaya’nın konuk olan SANKO Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı, SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı Başkanı  Doç. Dr. Mustafa Çelik 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü dolayısıyla İşitme Kaybı konusunda bilgilendirdi. Doç. Dr. Mustafa Çelik İşitme Kaybı Tanı ve Tedavisini Anlattı

Neden 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü olarak kutlanmaktadır?

İşitme kayıplı bireylerin rehabilitasyonu için öğretmen yetiştiren bir okulda çalışan ve telefonun mucidi olan İskoçyalı bilim adamı Alexander Graham Bell, işitme engelli olan annesinin ve eşinin sesleri duyabilmeleri konusunda yoğun olarak çalışmıştır. Bu konuda çalışmalar yaparken tesadüfen telefonu icat etmiştir. İşitme kayıplı bireyler için yapmış olduğu çalışmalarından dolayı doğum günü olan 3 Mart (1947) tarihi Dünya Kulak ve İşitme Günü olarak kutlanmaktadır. Doç. Dr. Mustafa Çelik İşitme Kaybı Tanı ve Tedavisini Anlattı

 İşitme Kaybı Görülme Sıklığı Ne Kadardır?

İşitme kaybı dünyada en yaygın sağlık problemlerindendir. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, dünya genelinde yaklaşık olarak 360 milyondan fazla işitme kayıplı birey mevcuttur. Ülkemizde işitme kayıplı birey sayısı yaklaşık olarak 2,2 milyondur. Yaş ilerledikçe işitme kaybı riski artmaktadır. Yeni doğan her bin bebekten 1-3’ü ileri derecede işitme kaybı ile doğmaktadır. Çocukluk döneminde ise işitme kaybı görülme sıklığı yüzde 6’ya çıkmaktadır. Ülkemizde yılda 1800 yeni doğanın cerrahi tedavilere ihtiyaç duyulan işitme kayıpları ile dünyaya gelmektedir.

 İşitme Kaybı Neden Önemlidir?

İnsanlar toplumsal yaşamlarının gereği olarak, çevrelerini kuşatan canlı ve cansız bileşenlerle sürekli bir iletişim ve etkileşim halindedirler. Bireyler bu iletişim ve etkileşim yollarını etkili ve sağlıklı kullanabildikleri sürece, kişisel ve toplumsal gelişimlerini sürdürebilmektedirler.

İnsanlar arasındaki temel iletişim yolu konuşarak anlaşma yoludur. Konuşma başta aile içerisinde olmak üzere, yakın ve uzak çevredeki bireylerin etkileşimleri ile farkında olmaksızın gelişen öğrenilmiş bir davranıştır. Konuşmanın gelişimindeki en önemli faktör sağlıklı bir işitmenin mevcudiyetidir.

İşitme ve konuşma, en önemli iletişim yoludur ve insanlar iletişim olmadan yaşayamazlar. Ancak sağlıklı bir şekilde işleyen işitme mekanizmasına sahip bireylerin normal gelişimlerini sürdürebildikleri açıktır. Bu iletişimi sağlayan en önemli organın kulaktır. İşitme bozukluğu durumunda işitme kaybı ortaya çıkar. İşitme duyusunun kaybı, hastaların dil gelişimini, psikososyal ve entelektüel olgunlaşmalarını ve sosyal uyumlarını bozarak, önemli bireysel ve toplumsal sorunların ortaya çıkmasına yol açar.

İşitme kaybı olan çocuklar; okul döneminde başarısızlık, psikolojik olarak toplumdan uzaklaşma, içine kapanıklık ve sosyal yönden başarısızlık gösterebilirler. Çevresi ile konuşma yoluyla sağlıklı iletişim kuramayan bireyler zamanla depresyon ve yalnızlığa itilmektedir. Bu durum özellikle çocuk ve gençlerde belirgin olmakla birlikte ileri yaşlardaki bireyler içinde geçerlidir. Buna karşın erken tanınan ve uygun şekilde rehabilite edilen işitme kaybı olguları, bu bireylerin toplumsal ve ekonomik hayata kazandırılması açısından çok önemlidir.

İşitme Kaybına Yol Açan Faktörler Nelerdir?

Kulak başlıca dış kulak, orta kulak ve iç kulak olmak üzere üç bölümden oluşur. İşitme kayıpları dış ve orta kulağı tutan hastalıklarda iletim tipi işitme kaybı; iç kulağı tutan hastalıklarda sinirsel tipte işitme kaybı olarak gruplandırılabilir.

İşitme kaybına yol açan faktörlerin yüzde 60′ı önlenebilir nedenlerle gelişmektedir. İşitme kayıplarının pek çok nedeni olmakla birlikte, bebeklerde görülen işitme kaybının en sık görülen nedeni, genetik (kalıtımsal) bozukluklardır.

İşitme kaybı, sendromik (yüzde 20-30) ve sendromik olmayan (yüzde 70-80) olarak sınıflandırılabilir. Çocukluk çağı işitme kaybı; genetik mutasyonlar, çevresel faktörler (gürültüye maruz kalma ve tütün dumanına maruz kalma, ağır metal toksisitesi, cisplatin, gentamisin), bulaşıcı faktörler (sitomegalovirüs, kızamık, kabakulak, menenjit) gibi faktörler suçlansa da çoğunlukla idiyopatiktir.

İşitme kaybı gelişme riskini azaltmak için: yenidoğan döneminde işitme taramalarının tam yapılması; kızamık, menenjit, kabakulak ve kızamıkçık aşılarının tam yapılması, özellikle iç kulağa zarar verici özellikte ilaç kullanırken dikkatli olunması, orta kulakla ilgili hastalıkların uygun şekilde uygulanması, gürültü seviyesi yüksek ortamlardan kaçınılması sayılabilir.

 İşitme Kayıplarında Erken Teşhis Neden Çok Önemlidir?

İşitme kaybında erken teşhis çok önemlidir. İşitme kaybında ne kadar erken dönemde farkındalık sağlanırsa, bireyin tedavisi ve tüm gelişimi o kadar sağlıklı olacaktır. İlk iki yaş, çocuğun işitmeye bağlı konuşma geliştirebilmesi için en önemli dönemdir. Özellikle 4 yaşından sonra beynin öğrenebilme elastikiyetinin azaldığı ve bu nedenle tedavi şansının büyük ölçüde ortadan kalktığı unutulmamalıdır.

 Erken Teşhis İçin Neler Yapılmaktadır?

Yeni doğan döneminde basit, ucuz ve güvenilir testler ile işitme kayıplarını saptamak mümkündür. Ulusal Yeni Doğan İşitme Taraması Programı 2004 yılından beri ülkemizde yeni doğan tüm bebeklere işitme taraması yapılması zorunludur. Bugün itibariyle yeni doğan işime tarama programı ülkemizde en küçük ilçe hastaneleri dahil olmak üzere çok etkili şekilde uygulanmaktadır.

İşitme taramalarının amacı, işitme engeli ile doğan bebekleri doğumdan sonra en kısa süre içinde belirlemek, doğru ve güvenilir şekilde işitme testlerini tamamlamak, işitme kaybı tanısı alanlara 6 aylık olmadan gerekli müdahalede bulunmaktır. Doğduktan sonra en geç 6 ay içinde işitme engeli tanısı konan ve işitme cihazı uygulanıp, işitme ve konuşma eğitimi alan bebeklerin konuşma becerisi, normal işiten yaşıtlarına benzer düzeyde gelişebilir. Erken işitme kaybı tanısı konulup, erken eğitilen bebeklerin, lisan gelişimine paralel olarak zihinsel, sosyal ve ruhsal gelişimleri de olumlu etkilendiği unutulmamalıdır.

 İşitme Kaybı Tedavisinde Hangi Tedaviler Uygulanmaktadır?

İşitme kayıplarının tedavilerinde birçok farklı yaklaşım göz önünde bulundurulmalıdır. Dış kulak ve orta kulak hastalıklarına bağlı gelişen işitme kaybı durumlarında uygun şekilde ilaç ve cerrahi girişimlerle başarılı şekilde tedavi edilebilmektedir. İç kulağı tutan hastalıklara bağlı gelişen işitme kaybı durumlarında daha karmaşık ve maliyeti yüksek girişimlerle başarılı şekilde tedavi edilebilmektedir.

Erken dönemde tanı koyulan bir bebek artık sağır olmuyor. Sağırlık ve dilsizlik erken tanı ile tarihe karıştı diyebiliriz. Bu çocukları 1 yaş civarında biyonik kulak ameliyatı ile dış ortamdaki sesi elektrik enerjisine çevirerek, işitme sinirini uyarma yolu ile duyar ve konuşur hale getirilebilmektedir. İşitme kaybı olan çocukta iç kulak hiç gelişmemişse, işitme siniri olmasa bile direkt beyin sapındaki işitme merkezine bir elektrot yerleştirerek duymayı sağlamak mümkün olabilmektedir.

Doç. Dr. Mustafa Çelik İşitme Kaybı Tanı ve Tedavisini Anlattı

 

Etiketler: » » » » » » »
195 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+2 = ?