logo

Prof. Dr. Bakır, “Bizim için hastalık yoktur, hasta vardır”

Prof. Dr. Bakır, “Bizim için hastalık yoktur, hasta vardır”

Prof. Dr. Kemal Bakır, “Bizim Dünyamız Çok Renklidir”

Patoloji Dernekleri Federasyonu Başkanı Prof. Dr. Kemal Bakır 11 Kasım Uluslararası Patoloji Günü’nde Narkoz Sağlık Dergisi’nin hazırlamış olduğu  “Sağlıklı Sohbetler” programına konuk oldu.

Sağlıklı Sohbetler’de Mezine Sırakaya’nın konuğu olan Bakır; Patoloji hakkında bilinmeyenleri ve Patoloji Dernekleri Federasyonu hakkında önemli bilgiler verdi.

Patoloji Dernekleri Federasyonu Başkanı Prof. Dr. Kemal Bakır; “Patoloji’nin işin mutfağında yer alan ana bilimlerden bir tanesi olduğunu, insandan alınan her doku, her sıvı ve her hücrenin kendileri için çok değerli olduğunu söyledi. Bakır; “ insandan alınan her parça bizim için çok değerlidir. Bazen öyle zamanlar olur ki, hiç aklımıza gelmeyen bir olaydan dolayı doktora gideriz ve basit bir tükürük, balgam, deriden alınan bir parçadan değişik bulgular çıktığını görürüz. Dolayısıyla insandan alınan sıvı veya doku gibi her materyalin önce gözle daha sonra değişik işlemlerden sonra mikroskobik alanda incelendiği alandır aslında patoloji. Bizim için hastalık yoktur hasta vardır” dedi.

“PATOLOJİDE İYİ BİR SONUÇ İÇİN TAKIM ÇALIŞMASI GEREKİR”

Patologlar olarak işin mutfağıyız dedik ama esas olarak patolojinin de mutfağında olan ve bizim daha iyi görüntü elde edebilmemizi sağlayan tekniker, teknisyen arkadaşlarımız var. Onların çok büyük emekleri sayesinde bizler sonuç elde ediyoruz. Onlar olmadan biz hiçbir şey yapamayız, onların yumuşak elleri, milimetrenin binde biri oranında kestikleri parçaları bizim önümüze koyan bu arkadaşlarımıza tekrar teşekkür etmek istiyorum. Patolojide iyi bir sonuç elde etmek istiyorsak tüm ekiple iyi bir takım çalışması yürütmek gerekir.

“ENDİŞE VE KORKU YANLIŞA SEVK EDER”

Kendisinden herhangi bir nedenle parça alınan hastaların içinde genel itibariyle biraz korku olsa da biz hastaneye gelen herkesi hasta olarak kabul etmiyoruz,  Bazen küçük şeyler olabiliyor, genelde her parça alındığında acaba kanser vb. bir hastalık mı şeklinde bir soru işareti oluşsa da aslında kanser çok yaygın olan bir hastalık türü değil onun için hastalarımız rahat olsunlar. Mesela kalp hastalığı kanser hastalığından daha fazla ancak bu çok fazla endişe ve korku vermiyor. Günümüzde artık kanser hastalığında çok belirgin tedaviler geliştirilmiş durumda. Örneğin, kadınlarda sık görülen meme kanseri ve erkeklerde sık görülen prostat kanserinde tedaviler önemli aşamada gelişme kaydetmiştir. Endişe ve korku insana her zaman yanlış yaptırır, hastalarımız rahat olsunlar, doktorlarla ve bizlerle temasa geçerek kafalarına takılan her şeyi mutlaka sorsunlar. Biz patologlar olarak sonuç söylemiyoruz ancak açıklayıcı bilgiler vererek hastayı rahatlatmaya çalışıyoruz. Çünkü biz sadece bir parça üzerinden değerlendirme yaparsak hata yapmış oluruz, hastayı bir bütün olarak değerlendiren doktor arkadaşımızın tanıyı belirlemesi daha sağlıklı olacağından tanı koyma işini hastayı bütün olarak değerlendiren doktor arkadaşımızla birlikte veriyoruz. Bu nedenle patologlar olarak sağlıklı bir tanı koyabilmek adına bizim diğer laboratuvarlara göre klinikte görevli doktor arkadaşlarımızla daha yakın temasta ve birlikte hareket etmemiz gerekiyor.

“İNCELENEN PARÇALAR MEZARLIKLAR BÜNYESİNDE GÖMÜLMEKTEDİR”

Vücuttan alınan her bir parça bize mutlaka gelmelidir.  Bazen hastadan alının bir kitle, basit bir kızarıklık, vücuttan alınan herhangi bir parça hastalarda tedirginlik yaratmamakla birlikte mutlaka incelenmeli ve değerlendirilmelidir. Aynı zamanda şunu söylemek isterim ki vücuttan alınan bu parçalar ve dokuların hiç biri çöpe atılmamalıdır. Bizde hiçbir doku ve parça kesinlikle çöpe atılmaz, hastalardan alınan bu parça ve dokular kayıtlı olarak mezarlığa gider ve uygun bir şekilde gömülür. Basit bir apandisit ameliyatı sonrasında alınan parçada yapılan inceleme de başka bir hastalık bulgusuna rastlanabilir, dolayısıyla insandan çıkan hiçbir doku,parça,sıvı çöpe atılmamalıdır. Bazen bize çok büyük dokular da gelebiliyor, örneğin akciğerin tamamı geldiyse biz bunu uluslararası anlamda belirlenen hususlar doğrultusunda örneklem yöntemiyle inceliyoruz, sonucu tespit ettikten sonra ve raporladıktan sonra bunun mezarlıklar müdürlüğü bünyesinde uygun bir şekilde gömülmesi için ilgili yerlere gönderiyoruz. Bu konuda bizlere çok sorular geliyor, özellikle işin dini boyutu sorgulanıyor, içleri rahat olsun bizde kesinlikle hiçbir parça çöpe atılmaz, uygun şartlarda kayıtlı bir şekilde mezarlık bünyesinde gömülür.

“PATOLOGLARIN HATA YAPMA ŞANSI YOK”

Patoloji bölümünün mutfağında çalışan teknisyen ve teknikerler bizim için şeklen değil gerçek anlamda çok değerlidir. İnsan vücudundan ihtiyaç duyulan kesitleri almak gerçekten çok zor bir iştir. İnsanlardan alınan dokular çok küçüldü ve bizler alınan bu dokuları bitirmemek zorundayız. Bunun anlamı bize gelen bir milimetrelik dokudan bazen yüzlerce kesit almak gerekebiliyor ve bunların hepsini teknisyen, tekniker ve bazı bölümlerde hemşire arkadaşlarımız ergonomik olmayan şartlarda gerçekleştiriyorlar, aynı şekilde bunları raporlayan sekreter arkadaşlarımız bizler için çok önemli. Ben bütün ekip arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Radyolog arkadaşlarımız siyah beyaz çalışırken biz renkli çalışmamız nedeniyle Patologlar olarak bizim dünyamız çok daha renklidir, bu da bizler arasında bir espri konusudur. Bizim dünyamız ağırlıklı olarak pembe ve mordur. Bununla birlikte genetik çalışmalar da moleküler patoloji adı altında yapılmaya başlandı. Bu işlerin hepsi ekip arkadaşlarımızın sırtında ve tek bir hata bile yapma şansları yok, bizim yok ama onların hiç yok, en ufak bir karışıklık hasta olmayanı hasta, hasta olanı ise hasta değil pozisyonuna sokacaktır.

“PATOLOJİDE DOĞRU VE SAĞLIKLI TANI İÇİN ZAMANA İHTİYAÇ VARDIR”

Hastalarımız haklı olarak bir doku verdiklerinde bunun hemen sonuçlanmasını istiyorlar. Bizde zaman zaman hasta oluyoruz ve kapıda sonucu beklemenin nasıl bir duygu olduğunu bizlerde biliyoruz. Ancak Patoloji olarak bizim işimiz çabuk tanı vermek değil, doğru ve sağlıklı tanı vermektir. Patologlar olarak mükemmel olduğumuzu iddia etmiyorum ancak yanlışlarımızı en aza indirgemek için belirli bir süreye ihtiyacımız var. Biz taze bir dokuyu almak istemeyiz, rutin olarak alının bir dokunun  12-24 saat arasında bir süreye ihtiyacı vardır. Çünkü bize taze olarak gelen bir doku bizimde hastanın da başına iş açar. Bu dokunun belirli bir madde içerisinde bu sürelerde beklemek suretiyle bir miktar sertleşmesi gerekiyor. Anlaşılması açısından şöyle bir örnek vermek istiyorum taze et soğumadan genelde kullanılmaz, kesimi zordur bu da onun gibi bir şey dokunun biraz sertleşmesi gerekiyor ki hem bozulmasını engelliyoruz hem de sağlıklı bir karar verilebilecek bir parça haline getiriyoruz. Hasta yoğunluğunun olmadığı yerlerde en iyimser ihtimalle alınan bir doku için 48 saat sonra bir sonuç alınabilme ihtimali olduğunu söyleyebilirim ancak burada süreden ziyade hastalarımızın en sağlıklı sonucun çıkması üzerine yoğunlaşmaları gerekmektedir. Hastalar bizimle her aşamada irtibata geçebilirler, bizden bilgi alabilirler, hastalarımızdan alınan parçalardan sonra onlarla olan diyaloglarımızda genellikle “kanser” kelimesini doğal olarak hiç kimse kullanmak istemiyor. Bizlere genelde kötü huylumu, o hastalık mı tarzında sorular geliyor. Bizim içinde bazı tanıları koymak, bunu hasta ve yakınlarıyla paylaşmak gerçekten çok zor. Bazen anlatmakta çok zorluklar çekiyoruz ancak elimizden geldiğince onların anlayabileceği dilde anlatmaya gayret gösteriyoruz.

“PATOLOJİ DERNEKLERİ FEDERASYONU OLARAK BİLİMSEL VE TOPLUMSAL FAALİYETLERİMEZE DEVAM EDİYORUZ”

Patoloji Dernekleri Federasyonu olarak yola çıktığımızda iki derneğimiz varken şu anda 6 derneğimiz bulunmaktadır. Türkiye’de ilk kurulan patoloji dernekleri Türk Patoloji ve Ankara Patoloji Dernekleridir. Daha sonra bu derneklere sırasıyla Çukurova, Ege Patoloji Dernekleri ile birlikte yan dal derneği olan Sitopatoloji Derneği ve son olarak da Anadolu Patoloji Derneğinin kurulması izlemiştir. Tüm patoloji camiasını tek bir dernek çatısı altında toplama çabaları Federasyon oluşumunu gündeme getirmiş ve 2005 yılında Patoloji Dernekleri Federasyonu kurulmuştur. Bizim sayımız çok fazla değil aslında, Türkiye’de yaklaşık 1500 civarında patolog var. Genel olarak çalışma alanımız bilimsel dernekler de olduğu gibi genelde kongre, seminer, sempozyum düzenleyerek meslektaşlarımızın yararına neler yapabilirizi düşünmek ve Sağlık Bakanlığı ile teması sağlamaktır. Bizim tüzüğümüzde her ne kadar meslektaşlarımızın gelişimi onların hak ve hukukunu korumak olsa da topluma da ne gibi katkılarımız olabilirden yola çıkarak bilgilendirme, farkındalık artırma, patologlarla teması sağlama ve nasıl ulaşabilecekleri konusunda da çalışmalarımız bulunmaktadır. Bu anlamda, Narkoz Sağlık Dergisi olarak sizlere vatandaşlarımıza ulaşma ve bilgilendirme aşamasında sağlamış olduğunuz katkıdan dolayı teşekkür ediyoruz.”

 

Etiketler: » » » » » »
77 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+3 = ?