Gaziantep Haber, Gaziantep Gastronomi, Gaziantep Son Dakika, Gaziantep Sağlık

Gaziantep Haber, Gaziantep Gastronomi, Gaziantep Son Dakika, Gaziantep Sağlık

ŞEHİTKÂMİL HÜSEYİN KURT’A EMANET

MHP Şehitkâmil İlçe Kongresi MHP İl binasında bugün sabah saat 10.00’da yapıldı. MHP İl binasında gerçekleştirilen kongreye 215 delege katılırken Mehmet Çopuroğlu 35, Hüseyin Kurt 177 oy aldı. 3 mükerrer oyun kullanıldığı kongrede Şehitkâmil Hüseyin Kurt’la yola devam kararı verdi.

MHP İlçe kongresi daha önce oy çoğunluğu sağlanamadığı için Pazar’a ertelenmişti. MHP Büyük Kongreye giderken İl teşkilatları son hızla, kongrelerini tamamlamaya çalışıyor. Hüseyin Kurt Ülkemizi yarınlara taşıyacak olan ve 21. yüzyılı Türkçe okuyan 2023 lider ülke Türkiye hedefine kilitlenmiş Milliyetçi Hareket Partisi’nin Şehitkâmil 9.Olağan kongresinin Türk Milletine, Gaziantep’imize ve İslam âlemine ve insanlığa hayırlı olmasını dileyerek başladığı konuşmanın ardından Şehitkâmil İlçe Başkanlığını oy çokluğu ile yeniden aldı.

Hüseyin Kurt “Yeniden seçildiği için mutlu olduğunu ifade ederek, “Ülkemizin ayaklarımızın altından kayıp gitmeye başladığı şu günlerde, Türkiye Cumhuriyeti’nin ümidi olan ülkücülerinde birbirilerine ayak oyunlarıyla hareket etmeleri çok üzücüdür. Ülkemizin birliğe ihtiyacının en fazla olduğu şu günlerde benlikten vazgeçip biz diyebilsek, inanıyorum ki Milliyetçi Hareket Partisi tavan yapar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilelebet üniter yapısının korunması, ay yıldızlı al bayrağın ilelebet yaşaması için ülkücülerin iktidar olması gerekmektedir.” dedi.

Kurt, Bu davada senlik benlik yok biz varız, hepimiz birimiz için, birimiz hepimiz için olmak zorundayız diyerek sözlerine şöyle devam etti;

“Kimileri menfaat ile kimileri sahte dindarlıkla kimileri bölücülükle memleketi yaşanmaza hale getirirken milletin gelecek ümidinin teminatı olan MHP ve ülkücülerin kendi aralarında bu ümide ışık tutacak bir duruş sergilemesi gerektiğine inanıyorum.
Nitekim kendi tarihimizde en az on yedi devlet kurmuşuzdur. Çoğu zaman bu durum birçoğumuz tarafından övünülecek bir işmiş gibi ortaya konulur. Aslına bakarsanız, bu durum devlet kurma yeteneğimizin yanında, devlet olmanın şartlarını sürdüremediğimizin de açık bir göstergesidir. Nitekim bugün yaşadığımız pek çok acı olay ve gelişmeler bu durumun bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Devleti muktedir kılıp yaşatan devlet adamlarıyla gereğini yapamayıp onu yıkanların hikâyelerinin bolca olduğu bir tarihimiz var. Ülkücü hareket bu tarihten ibret alıp benlik duygusuna düşmemelidir.

ÜLKÜCÜLER DEVLET OLMALIDIR
Ülkücüler Devlet olmalıdır.Devlet olmanın en önemli şartı da muktedir olmaktır. Muktedirlik hem devletin devamı için şartları ortaya koymayı, hem de bu şartları sağlayacak tedbirleri almayı gerektirir. Ayrıca başka devletlerin üzerinizdeki emellerine karşı hem tedbiri içerir hem de o devletler üzerindeki kendi emellerinizi gerçekleştirme iradenizi ortaya koymayı gerektirir.
Muktedir bir devletin çok uzun vadeli hesapları, planları ve programları vardır. Yakın ve uzak gelecekte çıkacak tehlike ve fırsatları değerlendirecek, plan ve programı olmayan bir devletin ise uzun vadeli ayakta kalması mümkün değildir.
Değerli Dava arkadaşlarım,
Bedeli kanla ödenerek kazanılmış Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerleri,
Başkent Ankara’dan yönetilen “üniter devlet” yapısına,
Türk milleti gerçeği üzerine inşa edilen “milli devlet” yapısına,
İnançlarımız ile yönetim ilişkilerinin belirlendiği “laik devlet” yapısına dayanmaktadır.
Bu yapı Cumhuriyetimizin kurucu kahramanları ve kadroları tarafından çağın ve ötesinin dikkate alındığı mükemmel bir vizyon ile belirlenmiştir.
Bir devlet çatısı altında beraberce yaşayabilmemizin asgari kuralları 1923 yılında konulmuştur.
Başkentimizin Ankara, dilimizin Türkçe, bayrağımızın ay yıldızlı al bayrak, milli marşımızın İstiklal Marşı olduğu belirlenmiş ve Anayasamız tarafından da güvence altına alınmıştır.
Bilge lider Bahçeli Durum tespiti noktasında şöyle sesleniyor:
Bugün, iktidardaki AKP ile;
Türkiye’miz kuşatılmaktadır.
Milletimiz yargılanmaktadır.
Üniter yapı sarsılmaktadır.
Değerlerimiz tartışılmaktadır.
Tarihimiz sorgulanmaktadır.
Beraberliğimiz parçalanmaktadır.
Vatanımız içeriden hançerlenmektedir.
İlhamını ve sevgisini büyük Türk milletinden alan Milliyetçi Hareket, şimdi devlet ve milletimizin bekası için dünden daha önemli ve kutsal bir görevle karşı karşıyadır.
Küreselleşme olgusunu kullanan yeni emperyalizmin çekim alanına kapılan devletimiz, strateji üretmekten çok uzak, küresel kaosun bir parçası haline gelmek üzeredir.
Başta milli ekonomisi olmak üzere, hayati milli menfaatleri, gelecek projeleri ve hatta milli varlığı egemen güçlerin inisiyatifine teslim edilmek üzeredir.
Bu teslim süreci, yaklaşık altmış yıldır milletimize yönelik oynanan ve dayatılan sessiz ve sinsi yozlaştırma ve çürütme senaryolarının kaçınılmaz sonucudur.
Bu zihniyet çürümesinden kaynaklanan adalet ve teslimiyetin neden olduğu kokuşma, maalesef Türk milletini öz değerlerinden ve benliğinden uzaklaştırmıştır.
Yönetici elitler, Batı dünyasının ve özellikle okyanus ötesinin yörüngesine tutunmuş, bütün sorunlarımıza Batı merkezli bir bakış hakim olmuştur.
Bu görüşlerin temelinde, aydınlarımızdaki özgüven eksikliği ve milli perspektife dayanmayan yönetim anlayışının etkileri çok büyüktür.
Ancak bunların yanı sıra ve daha da yıkıcı olanı; ekonomik faaliyetlere, ticari ilişkilere, siyasal yapımıza, sosyal dokumuza, kültürel alanımıza ve hatta inanç dünyamıza kadar sızmış bulunan küresel güçlerin, içimize sızmış müritlerinin tahribatıdır.

Türkiye’miz; bu yıkıcı ve vahim gelişmelerle beraber, bugün iktidarı ele geçirmiş zihniyetin neden olduğu;
Diplomatik baskı, alay ve hakaret,
Ekonomik sızma, şantaj ve sömürme,
Kültürel ve tarihi değerlerimize sabotaj,
Varlığımıza yönelik stratejik tehdit,
Devlet kurumlarına yönelik kuşatma,
Milli yapımıza yönelik saldırı,
İnançlarımıza yönelik aşağılama,
Yoğun bir propaganda ablukası, ve
Gizli servislerin örtülü operasyonu ile karşı karşıyadır.
Türk milleti, bugün her alanda derin bir buhran içinde çırpınmaktadır.
Başka başkentlerin sunduğu kurtuluş reçetelerinin Türk milletini bir adım ileri götürmeyeceği açıktır.
Bunun tek çözümü, sorunlara “Türkiye” merkezli bakmakla, geleceği “Türkçe” okumakla mümkündür.
Maksadı ne olursa olsun, bu küresel dayatmaların önündeki en önemli engel “milli devlet yapısı” ve bu yapının temel taşı olan “milliyetçiliktir.”
Artık oyun belli olmuştur ve ülkücülere düşen bu oyuna alet olmamak, büyük güçlerin beklentilerini boşa çıkarmaktır.
Bizler şehit kamil kongremizle başlayıp İl kongremizle devam eden ve nihayetinde 4kasım 2012 ’de nihayetlenecek olan genel kongremizde Bilge liderimiz Devlet Bahçelinin genel başkanlığı ile ilk genel seçimlerde tek başına iktidara yürüyecek olan Türkiye’nin Tek Kurtuluş reçetesiyiz. Bu kutsal yolda hep birlikte hayatımıza anlam vermenin gururunu yaşayalım.
YA DEVLET BAŞA YA KUZGUN LEŞE DİYORUM
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

Etiketler: » » » » »
841 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+9 = ?