Gaziantep Haber, Gaziantep Gastronomi, Gaziantep Son Dakika, Gaziantep Sağlık

Gaziantep Haber, Gaziantep Gastronomi, Gaziantep Son Dakika, Gaziantep Sağlık

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE SAVAŞ

Geçmişten günümüze tarihin sayfalarını işgal eden savaşlara bakıldığında insanlık tarihinin çok yara aldığını ve can kaybı yaşadığını görürüz. Ekonomik sebeplerin yanı sıra Dini eksenli sebeplerle Devletler ve Milletler sürekli olarak belli dönemlerde savaşmıştır.

Akçakale bombası ile gündeme gelen Tezkere, Meclisten geçmeyi başarsa da sonuçlarının Türk milletine pahalıya mal olmasını söylemek sanırım doğru olur ve Türk tarihine yeni bir savaş başlangıcı olarak geçebilir. Psikoloji bilim dalına göre ruh sağlığı normal bir insanın öldürme içgüdüsü olamaz. Bu tamamen hayvanlarda bulunan bir özelliktir. ( durduk yere değil beslenebilmek için) Allah insanoğluna akıl vermiştir ve insan yaptığı her şeyi düşünerek uygular. Eğer durum bu ise insanların top yekûn sağlığımı bozuk yoksa bir delinin attığı taşın peşine koşan akılılarla mı dolu? Savaş gibi şiddet olaylarından ötürü binlerce insanın ölmesinden memnun olan insan ve liderliğini ilan eden insan nasıl insan olabilir. Geçtiğimiz günlerde dört kişinin ölümü ile sonuçlanan Akçakale olayı hemen ardından Tezkerenin geçirilmesi hemen ardından misilleme yapılması bir tedirginlik yaratırken savaşa hayır sesleri yükseliyor. Tüm bunlar olurken Türkiye’yi sanki bir savaşın içerisindeymiş gibi, göstermeye çalışan yabancı basın devreye giriyor. Bunlardan bir tanesi; “ Wall Street Journal gazetesine konuşan Suriyeli muhalifler, Türkiye’nin Suriye hedeflerine düzenlendiği operasyonlarda, aralarında bir albay ve üsteğmenin de bulunduğu 14 askerin öldüğünü, 25 askerin de yaralandığını iddia etti” haberi!

Geçmişte ki savaşlara şöyle bir göz atalım birlikte;

Talas Savaşı, İslamiyet’i henüz kabul etmeyen Türklerin, Orta Asya’da İslâm dînini tanıtıp yayan Araplarla birlikte, Çinlilere karşı, Talas’ta yaptıkları bu savaş, sebep ve sonuçları bakımından çok önemlidir. Şimdi duruma bakılırsa pek değişiklik yok Çin yine kendince Şiileri destekleyerek Müslümanlara karşı cephe alıyor. Aradaki küçük savaşalrı saymazsak geliyoruz Haçlı Seferlerine! Milyonlarca insanın can kaybına, devletlerin yıkılıp, ülkelerin tahrip olunmasına sebep olmuştur.  Doğu Hıristiyanlığının temsilcisi Bizans İmparatorluğu (395-1453), 1071 yılında Selçuklu Devleti (1038-1194) ile yaptığı Malazgirt Savaşı’nda yenilince, Türklere Anadolu kapıları açılır. Avrupa’nın en büyük Hıristiyan Devleti 1075’te Selçuklu Devleti kurulup İznik başkent ilan edilince Bizans kökünden sallanmaya başlar. Osmanlılarla Haçlılar arasında başlayan bu süreç Kosova Savaşlarına uzanır. Balkanlar sallanır.

VARNA SAVAŞI

Tarihin en mühim meydan muharebelerinden biri olan Varna Muharebesi, 10 Kasım 1444 sabahı Osmanlı askerinin “Allah Allah” nidalarıyla başladı. Bu savaş Bizans’ın, Balkanlardan ve Avrupa’dan ümidini kesmesine ve yıkılacağı günlerini beklemesine sebep oldu; İstanbul’un fethine zemin hazırladı. Nihayet 1453’te Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethi etti. İstanbul’un Fethi ile 1058 yıllık Doğu Roma İmparatorluğu çökmüştür. Rusya Osmanlıyı HASTA ADAM olarak nitelendiriyor ve ölmeden topraklarının paylasılmasını istiyordu. 1853- 56 yılları arasında Osmanlı- Rusya arasında çıkan Kırım savaşları neticesinde iyiden iyiye yorgun düşen Osmanlı her ne kadar kağıt üzerinde galip gelse de aslında çok şey kaybetmiştir.  Osmanlı üzerinde ki oyunlar henüz bitmemiş ve 1. Dünya savaşları ile birlikte kendimizi kurtuluş mücadelesinin içinde buluyoruz. Balkanlara kafa tutan ve çok zaferler kazanan Osmanlı bu sefer yenik düşmüş ve 1919- 1922 yılları arasında gerçekleşen 1. Dünya savaşı tarihimize Türk Kurtuluş Savaşı, İstiklâl Harbi, Türk İstiklâl Harbi ya da Millî Mücadele olarak geçmiş ve 24 Temmuz 1923 Lozan Barış Antlaşması ile resmen sona ermiştir. Mustafa Kemal önderliğinde savaşı kazandık ve yapılması hayal bile edilemeyen devrimlerin ardından 29 Ekim 1923) saat 18.45’de yaptığı toplantıdan sonra 20.30’da “YAŞASIN CUMHURİYET” sesleri arasında Cumhuriyet ilan olundu ve yeni Türk Devleti’nin adı kondu. “TÜRKİYE CUMHURİYETİ“. Hemen arkasından da Türk Ulusu’nun kurtarıcısı Gazi M.Kemal oy birliği ile Cumhurbaşkanı seçildi.

İşte o günlerden bugünlere dünya,  yeryüzünde milletlerin hırsı yüzünden çıkan bir çok savaşa sahne olmuştur. Her ne kadar tarihte kazandığımız zaferlerle övünsek de bu savaşlar hem Türk Milletine hem de dünya Milletlerine pahalıya mal olmuştur. Arap ülkelerine hiç bitmek bilmeyen savaşlar bugünlerde geldi yanı başımızda patlak verdi. Suriye İç Savaşları Arap Baharının bir parçası olarak Esad’ın muhaliflere karşı çatışmasıdır. Bu olaylarda tarihte 15 Mart 2011 olarak yerini aldı.

Çok merak ediyorum Arap Baharı ile Orta Doğuya gelen soğuk rüzgar acaba Arapları devrilen diktatör rejimden kurtarıp Demokratik bir rejime götürecek mi? Yoksa tam tersi adına Demokrasi denilen rüzgar bir başka dikta rejimi beraberinde getirip Arap Milletini hasta edecek mi? Kırım Savaşlarının en büyük özelliğini atlamadan geçmek olmaz. Kırım savaşlarının en önemli iki sebebi Avrupa ilk kez Rusya’ya karşı Osmanlıya destek verdi. Azınlıklara geniş hakların tanındığı ISLAHAT FERMANI ilan edildi. Neden Avrupalı devletlerin desteğini tam kazanmak için! En önemlisi Osmanlı Devleti ilk kez İngiltere’den aldığı borç ile tarihe geçti. Osmanlı Devletinin ilk dış borcu İngilte’den alması ile bugünlere gelindi adı şimdilerde IMF olan  International Monetary Fund (Uluslararası Para Fonu)’na borcumuz hiç bitmedi katlanarak devam etti. ( 1854 – 2012) 158 yıllık Avrupa esareti hala devam ediyor. Evet nihayetinde Suriye – Türkiye savaşına zemin hazırlamaya çalışanlar başarılı olacak mı bilinmez ama tarihin hiç affetmeyeceği bir gerçek var “ Türk Millet’inin büyük mücadelelerle sınırlarını çizdiği Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşlarının vebali… Ötesi Orta Doğu lideri olma yolunda verilen tavizler…  Suriye’de yaşayan ve yıllardır unutulan Türkmenlerin akibeti.. Savaş durumunda Türkmenlerin nasıl korunacağı önemli ve üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir konudur. Osmanlı döneminde hac yolunu korumak üzere Suriye’ye yerleştirilen Türklerin ekonomik durumunun zayıf olması Esad’a karşı kendilerini koruyamama gerçeğini ortaya koyuyor. Türkiye’nin Türkmenler konusunda herhangi bir politika sergileyememesi Türkiye dışında yaşamlarını sürdüren Türkler için hiçte iyi sonuçlar sergilemiyor. Kendi dillerini bile unutmaya başlayan Türkler için geniş kapsamlı bir politika oluşturulması ve onlara sahip çıkılması ivedilikle şarttır! Savaşa hayır diyoruz ama Suriye’den Türk topraklarına düşmeye devam eden bombalar hiçte iyiye alamet değil. İran’ı da karşımıza alacağımız bu durum ile maalesef Türkiye komşuları ile bir daha düzelemeyecek sorunlar yumağı ile yıllarca uğraşacak gibi gözüküyor. Aslında işin özü geçte olsa TÜRKİYE DIŞ POLİTİKASI’nı tekrar gözden geçirmelidir.

Mustafa Kemal Atatürk: “Harp zorunlu ve kaçınılmaz olmalıdır Milletin hayatı tehlikeyle karşı karşıya kalmadıkça harp bir cinayettir.”

Etiketler: » » » »
1173 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+4 = ?