1. Haberler
  2. Son Dakika
  3. Çantalar Hazır, Peki Duygular?

Çantalar Hazır, Peki Duygular?

featured
Çantalar Hazır, Peki Duygular
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Çantalar Hazır, Peki Duygular?
Okula Uyumda Görünmeyen Duygular

Psikolojinin Penceresinden

Yeni çantalar alındı. Defterler, kalemler, okul kıyafetleri hazırlandı. Tatilin daha esnek günlerinden okul düzenine geçiş başladı. Evlerde yavaş yavaş aynı telaş var: Uyku saatleri, servisler, sınıflar, öğretmenler, eksik kırtasiye malzemeleri…
Peki ya çocukların duyguları?
Onlar yeni döneme ne kadar hazır?
Okula başlamak ya da uzun bir tatilin ardından yeniden okula dönmek, yetişkinler için çoğu zaman takvimdeki doğal bir geçiştir. Çocuk içinse bundan çok daha fazlasıdır. Yeni bir düzene, kurallara, beklentilere, ilişkilere ve sorumluluklara yeniden uyum sağlaması gerekir.
Özellikle okula ilk kez başlayan bir çocuk için bu geçiş, yaşamındaki önemli gelişim basamaklarından biridir. Ailenin daha korunaklı alanından çıkar; bir sınıfın öğrencisi, bir öğretmenin sorumluluğundaki çocuk ve bir akran grubunun üyesi olur. Bu nedenle okula hazır olmak, yalnızca harfleri tanımak, sayı saymak ya da kalemi doğru tutabilmek değildir. Çocuğun bilişsel gelişiminin yanında sosyal, duygusal ve motor gelişiminin de okul yaşamının gerektirdiği becerileri desteklemesi gerekir.

Kendini ifade edebiliyor mu? Bir süre dikkatini sürdürebiliyor mu? Yönergeleri takip edebiliyor mu? Akranlarıyla ilişki kurabiliyor mu? İhtiyaç duyduğunda yardım isteyebiliyor mu? Beklemek, kaybetmek, hata yapmak ya da istediği bir şeyin hemen gerçekleşmemesi gibi küçük hayal kırıklıklarıyla yaşına uygun biçimde baş edebiliyor mu? Çünkü hazır bulunuşluk tek bir beceri değil, gelişimin farklı alanlarının bir araya geldiği bir bütündür. Üstelik okula uyum yalnızca çocuğun okula ne kadar hazır olduğuyla da açıklanamaz. Çocuğun özellikleri kadar okul ortamı, öğretmenle kurulan ilişki, akran deneyimleri ve ailenin bu yeni döneme yaklaşımı da sürecin bir parçasıdır. Belki de bu nedenle okula uyumu yalnızca çocuğun sınıf kapısından ağlamadan girip girmemesiyle değerlendirmek yanıltıcıdır. Çünkü uyum, ağlamamak değildir.

Reklam

Bir çocuk ilk günlerde ağlayabilir ve kısa süre sonra okulda kendisini güvende hissederek sağlıklı bir uyum geliştirebilir. Başka bir çocuk ise her sabah sessizce sınıfına girer ama yaşadığı zorlanmayı eve döndüğünde artan öfkeyle, uyku sorunlarıyla, içe kapanmayla ya da bedensel yakınmalarla gösterebilir.
Çocukların duyguları her zaman kelimelerle konuşmaz. Bazen davranışlarla konuşur: “Karnım ağrıyor.”
“Bugün gitmesem olmaz mı?”
“Öğretmenimi sevmiyorum.”
“Okula gitmek istemiyorum.”

Bu cümlelerin hepsi aynı görünse de arkalarında aynı neden bulunmayabilir.

İşte yetişkinler için önemli olan ayrım da burada başlıyor.

Çocuk neden okula gitmek istemiyor?

Bazı çocuklar için mesele ayrılıktır. Güven duyduğu kişiden uzaklaşmak, onun geri geleceğinden emin olamamak ya da yeni bir ortamda tek başına kalmak yoğun kaygı yaratabilir. Bu kaygıya bazen karın ağrısı, mide bulantısı, ağlama gibi bedensel ve duygusal belirtiler de eşlik eder. Bazı çocuklar için zor olan okul değil, okulun sosyal dünyasıdır. Yeni insanlarla tanışmak, sınıfta söz almak, hata yapmak, arkadaşları tarafından kabul edilmemek ya da dikkatlerin üzerinde olması kaygı yaratabilir. Bazen çocuğun geçmişinde okul ile ilişkilendirdiği zor bir deneyim vardır. Akran zorbalığı yaşamış, bir öğretmenden korkmuş, sınıfta küçük düşürüldüğünü hissetmiş ya da kendisini çaresiz hissettiren başka bir olay yaşamış olabilir. Bazı çocuklar içinse zorlanma, tatilin esnek ve konforlu düzeninden okulun sınırlarına geçişte ortaya çıkar. Beklemek, sıraya girmek, yönerge takip etmek, sorumluluk almak ve her isteğinin anında karşılanmaması başlı başına yeni bir uyum gerektirir.

Dolayısıyla “Okula gitmek istemiyor.” bir sonuçtur.

Asıl mesele, bu sonucun arkasında ne olduğudur. Çünkü ayrılık kaygısı yaşayan bir çocukla, akran zorbalığına maruz kalan bir çocuğun okul kapısında gösterdiği davranış birbirine benzeyebilir. Ancak ikisinin ihtiyacı aynı değildir. Bu nedenle okul reddini yalnızca ortadan kaldırılması gereken bir davranış olarak görmek yerine, çocuğun bize ne anlatmaya çalıştığını anlamak gerekir.
Bir başka görünmeyen taraf ise ebeveynin yaşadığı duygulardır. Okulun ilk sabahında yalnızca çocuk ayrılmaz.

Ebeveyn de çocuğunu bırakmayı öğrenir.

“Acaba ağlayacak mı?”
“Öğretmeni onunla ilgilenecek mi?”
“Arkadaşları onu kabul edecek mi?”
“Ya zorlanırsa?”
Bunların hepsi anlaşılır kaygılardır. Ancak çocuklar yalnızca söylediklerimizi dinlemez; yüz ifademizi, ses tonumuzu, vedayı ne kadar uzattığımızı, kapıdan kaç kez dönüp baktığımızı da fark ederler.

Bazen yetişkinin sözü “Burada güvendesin.” derken, davranışı “Ben de senden ayrılmak konusunda emin değilim.” mesajını verebilir.

Bu nedenle okula uyum sürecinde yalnızca çocuğun kaygısına değil, yetişkinin kendi kaygısıyla ne yaptığına da bakmak gerekir.

Peki, ne yapabiliriz?

Öncelikle çocuğun yaşadığı zorlanmayı hemen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine anlamaya çalışabiliriz.
“Okula gitmek istemiyorum.” diyen bir çocuğa hızlıca ikna edici cümleler kurmadan önce biraz daha geriye çekilip düşünmek gerekir:
Bu çocuk okulun hangi kısmında zorlanıyor?
Ayrılıkta mı?
Belirsizlikte mi?
Akran ilişkilerinde mi?
Akademik beklentilerde mi?
Yoksa daha önce yaşadığı bir deneyimin izinde mi?

Çünkü nedeni anlamadan geliştirilen çözüm, çocuğun gerçek ihtiyacına temas etmeyebilir.

Bazı çocuklar için kısa ve öngörülebilir bir veda yeterli olabilir. Bazıları öğretmeniyle güven ilişkisi kurdukça rahatlar. Bazıları için ev ve okul rutinlerinin yeniden düzenlenmesi süreci kolaylaştırır. Bazı çocuklarda ise okul, aile ve bir ruh sağlığı uzmanının birlikte değerlendirme yapması gerekebilir. Burada önemli olan, çocuğu başka çocukların uyum süresiyle karşılaştırmamaktır. Aynı yaşta olmak, aynı gelişim düzeyinde olmak anlamına gelmez. Mizaç, gelişimsel özellikler, geçmiş deneyimler ve aile ortamı her çocuğun uyum sürecini farklılaştırır.

Evde de çocuğun yalnızca okulda ne yaptığını değil, okulu nasıl deneyimlediğini merak etmek gerekir. “Bugün ne yaptınız?” sorusunun yanında bazen “Bugünün en kolay kısmı neydi?”, “Seni zorlayan bir şey oldu mu?” ya da “Bugün okulda kendini en rahat hissettiğin an hangisiydi?” gibi daha somut sorular, bize çocuğun yaşantısı hakkında çok daha fazlasını anlatabilir.
Uyku, beslenme ve ekran düzeninin okul başlamadan önce yeniden yapılandırılması da önemlidir. Çünkü değişimin yoğun olduğu bir dönemde günlük yaşamın öngörülebilir olması, çocuğun güven duygusunu destekler.

Ve öğretmenle kurulan iş birliği…

Çocuğu evde gören ebeveyn ile okulda gözlemleyen öğretmenin aynı davranışı farklı ortamlarda nasıl gördüğü, bazen sorunun kaynağını anlamamızı kolaylaştırır. Özellikle okula yeni başlayan çocuklarda okul öncesi öğretmeninin önceki gözlemleri de çocuğun bilişsel, sosyal, duygusal ve motor hazır bulunuşluğunu anlamada değerli olabilir.

Elbette her zorlanmayı “Nasıl olsa alışır.” diyerek beklemek de doğru değildir. Okula gitme konusunda yaşanan yoğun güçlüğün sürmesi ya da giderek artması; belirgin bedensel yakınmalar, uyku ve iştah değişiklikleri, yoğun korku, içe kapanma, öfke, akran sorunları veya çocuğun günlük işlevselliğinde belirgin bir değişiklikle birlikte görülmesi durumunda, okul reddinin arkasındaki süreci daha yakından değerlendirmek gerekir. Çünkü bazen gördüğümüz şey okul reddidir. Ama çocuğun anlatmaya çalıştığı şey bambaşkadır.
Çantalar hazırlanır.
Kalemler kutularına yerleşir.
Yeni defterlerin ilk sayfaları açılır.
Ama çocukların okula taşıdığı şeyler yalnızca çantalarının içindekiler değildir.

Mizaçlarını, gelişimsel özelliklerini, önceki deneyimlerini, kaygılarını, meraklarını ve güven ihtiyaçlarını da yanlarında götürürler. Belki de bu nedenle yeni eğitim yılına hazırlanırken yalnızca “Çantan hazır mı?” diye sormak yetmez. Bazen çocuğun okul hakkında ne düşündüğünü, neyi merak ettiğini ve onu zorlayan bir şey olup olmadığını da duymaya ihtiyaç vardır. Çünkü çantayı hazırlamak bizim elimizde. Ama okula uyum, çantanın hazır olmasından önce çocuğun kendisini yeni düzenin içinde güvende hissedebilmesiyle başlar.

Bir sonraki yazımızda, insanı anlamaya farklı bir pencereden bakacağız…

Gaziantep Haberler Gaziantep Sağlık Son Dakika News Narkoz haber

Gaziantep Haber, Narkoz Haber, Gaziantep Son Dakika, Gaziantep haberleri, Gaziantep ile ilgili son haberler, Gaziantep gündem haberleri, Gaziantep son gelişmeler

Haber Merkezi – NARKOZ HABER

Çantalar Hazır, Peki Duygular?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Mahmood Coffee
Giriş Yap

Gaziantep Haber, Gaziantep Son Dakika, Gaziantep Sağlık Haberleri ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.