Gaziantep Haber, Gaziantep Gastronomi, Gaziantep Son Dakika, Gaziantep Sağlık

Gaziantep Haber, Gaziantep Gastronomi, Gaziantep Son Dakika, Gaziantep Sağlık

HAMAVİOĞLU, ÇARPICI AÇIKLAMALARDA BULUNDU

Demokrat Parti Gaziantep İl Başkanı Erdal Hamavioğlu il teşkilatı olarak herkesi kucaklayarak, herkese eşit mesafede olduklarını, önümüzdeki dönemde yapılacak olan yerel seçimler öncesinde çok kaliteli adaylar ile Gaziantep’e hayırlı hizmetler yapmak istediklerini söyledi.

İkinci defa Demokrat Parti İl Başkanlığına seçilen Erdal Hamavioğlu ekibi ile birlikte herkese eşit mesafede olacaklarını ve herkesi kucaklayarak bundan sonraki süreçte Gaziantep ve Türkiye için hayırlı işler yapmak istediklerini söyledi.

Yaklaşan yerel seçimler öncesinde kıratın şaha kalkması için tüm gayreti sarf eden Gaziantep Demokrat Parti İl Başkanı Erdal  Hamavioğlu  gündeme ilişkin sorularımız yanıtladı.

Partiniz sizi ikinci defa il başkanı olarak seçti. Önümüzdeki süreçte hedefleriniz nelerdir?

Ben 2010 yılının 25 Aralık tarihinde il başkanı olmuştum. İl Başkanı olduğum süreçte birçok kesim ile görüşerek onlardan tek bir ricam olmuştu. Eğer beni il başkanı olarak görmek istiyorsanız mutlak suretle herkesi kucaklamamamız ve herkese eşit mesafede olmamız gerekir diyerek bu konuda bana destek olmalarını istemiştim. İl Başkanlığımın birinci senesinde herkes bu tabloyu gördü ve daha önce gruplar halinde yönetilen bu partinin geldiği durum karşısında beni destekleyerek tekrar il başkanlığına layık gördüler. Ben ve arkadaşlarım geçmişteki tabuları yıkarak herkesi kucaklayan, herkese eşit mesafede olan bir İl Başkanlığı görevi sergiledik ve bundan sonrada sergilemeye devam edeceğiz. Geçmişte bir 12 Haziran genel seçimleri süreci yaşadık ve önümüzde yaklaşan belediye seçimleri bulunmakta. Yapmış olduğumuz seçimlerle hem il teşkilatı hem de ilçe teşkilatlarında bazı değişikliklere gittik. Siyasetin temelinde hizmet vardır, ben ve teşkilatım da bundan sonraki süreçte Gaziantep’e nasıl hizmet edebilirizin peşindeyiz. Önümüzdeki süreçte ben ekibim Gaziantep ve Türkiye’miz için hayırlara vesile olacak işler yapmak istiyoruz.

Yaklaşan Belediye Seçimlerine nasıl bakıyorsunuz?

Biz 2009 yerel seçimlerinde Gaziantep’te başarılı sayılabilecek bir şekilde seçimleri atlattık. Taşradaki ilçelerimizden İslahiye Belediyesini aldık, Nizip’te çok cüzi bir oyla belediye başkanlığını kaybettik. Tabi ki bu işler nasip ve kısmet işleridir. Şunu rahatlıkla söylemek isterim ki yerel seçim havasıyla, genel seçimlerin havası bir değildir. Çünkü genel seçimlerde bir ilde başarılı olmanız yeterli değildir, ç partinin baraj gibi bir sorunu olduğunda ve vatandaş bunu hissettiğinde başka siyasi partilere yönelme olabilir.  12 Haziran genel seçimlerinde Gaziantep’te olumlu bir hava olmasına rağmen diğer illerde esen olumsuz rüzgârlar maalesef bize de negatif olarak yansıdı.  Demokrat Parti yarım asırlık köklü bir parti ve ben yerel seçimlerde istediğimiz hedefleri yakalayacağımıza inanıyorum. Şu an itibariyle biz teşkilatımızı oluşturma ve adaylarımızı tespit etmeye başladık, yerel seçimlerden başarıyla çıkacağımıza inanıyorum.

Suriye ile olan ilişkilerimizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” şeklinde çok anlamlı bir sözü vardır. Biz Demokrat parti olarak, siyasi parti olarak her zaman barışı savunmak durumundayız. Biraz geçmişe gittiğimizde bizim komşularımızla çok ciddi münasebetlerimiz olduğunu görürsünüz.  Mevcut AKP hükümeti ilk göreve geldiğinde gerek Ermenistan, gerek Irak, gerekse İran’la ve Suriye ile olan yaklaşımlarını ilk etapta benimsedik, çünkü komşularımızla sıfır sorun politikası benimsenmişti. Bu gerçekten takdire şayan bir olaydı, ancak bugün baktığımızda söylev ve işlevlerin bir olmadığını görüyoruz. Sayın Başbakan 2004–2005 yıllarında Suriye seyahatlerine ailecek gidiyordu ve tabiri caiz ise Esat’la kuzu sarması gibiydiler. Biz ülke olarak rahat değiliz ve bunun ana kaynağı da bağımsızlık sorunumuz. Eğer Türkiye bugün bağımsız bir şekilde idare edilebilmiş olsa bizim Suriye veya başka bir komşu ülkemiz ile sorunumuz olması mümkün değil.  Suriye’nin iç sorunları bizi ilgilendiren bir husus değildir, çünkü Suriye ayrı bir devlettir. Bizim bundan sonra da Suriye ile sınır komşuluğumuz devam edecek olup mutlak suretle bizim Suriye’ye karşı müdahil olmamız çok doğru bir davranış biçimi değildir. Hatırlarsanız bundan 1,5 yıl önce Gaziantep’ten Halep’e tren seferleri yapılır ve sınırda ciddi bir yoğunluk yaşanırdı. Sınır ticareti sayesinde Gaziantep esnafı kendisine ciddi bir gelir kaynağı yaratmıştı.  Geçtiğimiz günlerde Ticaret Odası bu ticaretle ilgili verileri açıkladı ve Gaziantep’in 1 yıllık süreçte Suriye ile yapmış olduğu bavul ticaretinden dolayı yaklaşık 1 milyar dolarlık bir sirkülasyon olduğu açık bir şekilde görüldü. Bugün bu ticaret tamamen kesilmiş durumda ve buna akıl sır erdirmek gerçekten mümkün değil.  Amerika ve İsrail Suriye’ye karşı bir yaptırıma hazırlanıyor ve biz Amerika’dan daha fazla Suriye’nin içişlerine karışıyoruz.  Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)’nin başlangıcı Irakla başlayan bir süreç ve daha sonra Libya, Mısır,  Tunus ve buralardan şu anda Suriye’ye kadar uzanmış durumda. Bu projeyi İsrail ve Amerika yönetiyor ve bizim hükümetimizde bunun yanında yer alıyor. Benin şahsım ve partim adına bu olayı tasvip etmem mümkün değil, çünkü müslümanın müslümana kırdırılması kadar yanlış bir şey olamaz. Umarım Türk askeri müslüman kardeşine orada silah sıkmaz.

Türkiye’nin Suriye’den kaçan mültecilere sahip çıkmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Suriye’ye baktığınızda iki şehirde olayların yoğunlaştığını görürsünüz. Bizim buraya gelen Suriyeli vatandaşların çoğu Humus ve Hamas’tan geliyor, diğer yerlerde yaşayan Suriyeliler ülkelerinde kalmaya devam ediyor. Bakın bu vatandaşlar neden Türkiye’ye geliyor, başka ülkelere gitmiyor. Türkiye çünkü bu işe çanak tutuyor ve olmasını istiyor ve gelenlere de kucak açıyor. Türkiye bu insanlar gelsin ki kaos oluşsun müdahale yapılsın istiyor. Yarın bir gün, bu insanlar Suriye’den kaçıp bize sığındılar ve biz buraya müdahale etmek zorunda kaldık izlenimi verilmek isteniyor. Sonuç itibariyle bu insanların ülkesinde kalması, ne olursa olsun ülkelerini terk etmemeleri gerekir diye düşünüyorum. Dünyanın bir dengesi vardır ve bizim Türkiye olarak coğrafi yapımız hassas bir yapıya sahiptir. Eğer siz başka ülkelerin iç işlerine müdahale ederseniz başka ülkelerde sizin iç işlerinize müdahale etmeye kalkar.  Bu bir etki ve tepki olayıdır. Yıllardan beri PKK Türkiye’ye karşı bir silah olarak kullanılmıştır. Amerika istese PKK’yı bir günde bitirebilir. Ancak PKK’nın bitmesini Amerika istemiyor ve oradaki kampların besleyicisi olarak devam ediyor. PKK gücünü Türkiye’ye karşı bölgede elinde tutmak istiyor.  Bu bizim tamamen coğrafi yapımızdan kaynaklanan bir olaydır ve bizim başka ülkelerin iç işlerine karışma gibi bir lüksümüz yoktur.

Son zamanlarda dolaylı yönden yapılan zamlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Petrol ürünleri biliyorsunuz Türkiye’nin lokomotifidir. Dolayısıyla petrol ürünlerine yapılan bir zam diğer ürünlere de periyodik olarak zam getirir. 2002 yılında benzin 1,6 TL iken bugün 2012 yılında 4.7 TL’dir.  Türkiye’de pinpon topu bile enflasyon havuzunun içerisine konularak yıllık enflasyon rakamları %8–10 olarak veriliyor. Önemli olan buradaki genel yapıyı görmektir ve biz eğer petrol üreten bir ülke değilsek ve dışa bağımlı bir ülkeysek bu olayları birebir çözmemiz gerekir. Dünyanın en pahalı benzinini biz tüketiyoruz. Bunun nedeni Devlet politikalaradır. Bundan sonraki süreçte İran’la ilgili ciddi gelişmeler olacaktır ve Malatya’da kurulan füze kalkanı çok ciddi gelişmelerin olacağının göstergesidir. Bizim İran’la ne gibi bir husumetimiz olabilir, Türkiye’de doğalgaz ve benzin maliyetlerinin yüksek olmasının en büyük nedeni bizim İran’la olan kötü ilişkilerimizden kaynaklanmaktadır. Bunların bedelini ise halkımız ağır faturalarla ödemektedir. Eğer enerji uygun fiyatlara satılmaz ise mazot, benzin, doğalgaz pahalanırsa bu üretime sirayet eder ve sizin dışarıya olan ihracatınızı da pasifize eder.  Siz ucuz üretip ucuz mal satamazsanız ihracatınız düşer ve sürekli bahsettiğimiz cari açık sürekli olarak gündeme gelir. Siz eğer İthalata dayalı ihracat yaparsanız Türkiye’de ki cari açığı frenleyemezsiniz. Ben ekonomimizin bu şekilde iyiye gittiği kanaatinde değilim.

Mevcut Yerel Yönetimlerin çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?

Ben 1999 yılında o zamanki Doğru Yol Partisinin Şehitkâmil Belediye Başkan Adayı idim. Gaziantep’in belediyecilik anlayışına ve çalışmalara geldiğimizde ise öncelikle Gaziantep’in şehir trafiği tamamen felç edilmiş durumdadır. Acaba bu raylı sisteme ihtiyaç var mıydı derseniz bana göre ihtiyaç yoktu.  Çünkü artık dünyada böyle bir uygulama kalmamıştır. Ben yurtdışına çok sık gidip gelen bir insanım ve Avrupalı 50–60 yıl önce bunu kullanmış ve şu anda bu raylı sistem Avrupa’da kullanılamaz hale gelmiştir. Çünkü çağdaş ülkelerde olması gereken yeraltıdır ve Gaziantepli yaklaşık 35 yıl önce yeraltı çarşılarını kullanmış ve o günden bugüne Gaziantep’te çarşılar haricinde yeraltı kullanılmamıştır. Eğer bununla ilgili bir çalışma yapılacak ise Gaziantep’in ileriki 50 yılına damgasını vuracak çalışmalar yapılmalı ve bu çalışmanın adı da Metro olmalıdır. Bununla birlikte Gaziantep’te yeşil alanlar katlediliyor. Gaziantepliler yapısı itibariyle mesire yerlerini, yeşili seven bir yapıya sahiptir. Denizimiz olmadığı için mesire yerlerinde serinlemeyi, dinlenmeyi ihtiyaç haline getirmiş durumdayız.  Sırf bir şeyleri bozmak veya bir yerlere para aktarmak için bazı şeyler yapılmaz, her şey yerli yerinde yapılmalıdır. Bizimiz dinimiz gereği israf ta haramdır. Ben belediyecilik anlamında ciddi çalışmalar göremiyorum, yüzeysel yapılan çalışmalar olduğunu düşünüyorum.  Gaziantep metropol bir şehirdir ve yapılan çalışmaların çok hassas olması gerekir. Zaten yollarımıza baktığınız zaman yapılan çalışmaları en iyi şekilde görebilirsiniz. Ayrıca bugün Gaziantep’te ciddi anlamda bir arsa sorunu vardır. Arsalar anormal derecede astronomik rakamlara ulaşmış durumdadır. İbrahimli- 2-  ile ilgili çalışmalar 2 yıldır devam ediyor ancak idarecilerden kaynaklanan sıkıntılar nedeniyle bir gelişme kaydedilemiyor. Bunun en büyük nedenlerinden bir tanesi de sivil toplum örgütlerinin görüşlerine değer verilmemesi ve Ak Partinin en büyük özelliği olan ben yaptım oldu, biz ne dersek o olur zihniyetidir.

Gaziantep’in Eğitim sorunu nasıl çözülür sizce?

Gaziantep’in en önemli sorunlardan bir tanesi yıllardır süre gelen eğitim sorunudur. Gaziantep bir sanayi şehri ve birçok kişi sanayici olmayı üniversiteye gitmeye tercih ediyor. Tabi ki bu herkesin kendi şahsi görüşüdür. Halen Gaziantep’te 60 kişilik okullar var, bir çok özel okul var ancak buralara herkesin gitmesi mümkün değil, bazı pilot okullar var vatandaşlar çocuklarını buralara gönderebilmek için ciddi efor sarf ediyorlar.  Eğer siz Gaziantep’te gerek derslik gerekse eğitimci sayısını belirli bir yere taşıyabilirseniz ve eğitimi cazip hale getirebilirseniz o zaman bunları rahat bir şekilde çözersiniz. Hükümetin en sop yapmış olduğu 4+4+4 uygulaması ile kız çocuklarının eğitim hakları bir yerde gasp edilmiş, özellikle de kırsaldaki kız çocuklarının hakkı gasp edilmiştir. Fakat bugün üniversite sınavlarına dahi baktığımızda başarılı olanların büyük bir çoğunluğunun kız öğrenciler olduğunu görüyoruz. Ben bu yeni eğitim sistemi ile kız çocuklarının belirli bir süreçten sonra eğitimlerinin askıya alınacağını düşünüyorum ve nasıl bir düşünce yapısı ile bu kanunun çıkarıldığını anlamakta güçlük çekiyorum.  Bakın ileriki süreçte bunları göreceğiz özellikle kırsal kesimde belirli bir süreçten sonra özellikle kız çocukları okula gönderilmeyecek. Bunu yapanlar muhafazakârlık adı altında bunu yaptıklarını söylüyorlar ancak bugün birçok insan eşini veya kızını hastaneye götürdüğünde özellikle bayan doktor istiyor. Peki, kız çocukları belirli bir kariyer yapamaz ise üniversite okuyamaz ise nasıl doktor olacak? Sayın Başbakan dindar bir toplum yetiştiriyoruz diyor, tabiî ki yetişsin biz buna karşı değiliz fakat yapılan bazı şeylerin görsellik altında yapılmasından rahatsız oluyoruz. Sırf görsellik olsun diye insanlar umreye gidip geliyor. Biz kimsenin dini inançlarına karışamayız ancak bunun görsel anlamda kalmaması lazım, yapılan bazı ibadetlerin zoraki anlamda yapılmaması lazım. Ben birçok insan tanıyorum, ne yapalım çağırdılar gitmek zorunda kaldık şeklinde ifadeler kullanıyorlar. Biz dinimizi doya doya ve bilerek yaşamalıyız. Ama biz dinimizi görsellik anlamında yaparsak hem kendimize hem de çevremize zarar veririz.

Yerel seçimlerde bir birleşme düşünüyor musunuz?

Şunu söylemek isterim ki merkez sağın adresi Demokrat Partidir. Çünkü Demokrat Parti Anavatan ve Doğru Yol partilerinin birleşmesinden doğan bir siyasi partidir. Türkiye’de yıllarca bu partiler hizmet etmiş ve daha sonra Demokrat Parti altında toplanmışlardır. Biz önümüzdeki süreçte adaylarımızı tespit edeceğiz ve çok kaliteli adaylarla vatandaşlarımızın karşısına çıkacağız. Yerel seçimlerde önemli olan kişiye oy verilmesi esasıdır. Gaziantep’i kim iyi konuma getirecekse, Gaziantep’in ilerisi için bir şeyler yapacaksa vatandaşımızın onları tercih etmesi gerekir. Biz o gün geldiğinde vatandaşımızın huzuruna çıkacağız ve eminim ki vatandaşlarımız da tercihini en kaliteli adaydan yana kullanacaktır. Vatandaşımız belediye başkanı hükümetten olmazsa yardım alamaz, hizmet yapamaz düşüncesine kapılmasın. Çünkü belediyeler nüfuslarına göre gelirlerini iller bankasından alırlar ve bütün vilayetler için bu geçerlidir. Bunun dışında önemli olan bazı şeyleri doğru yapabilmek ve belediyeyi ticaret hane gibi işletebilmek önemlidir.  Merkez Bankasının bütün parası sizin elinizde olsa bile siz eğer belediyeyi düzgün idare edemiyorsanız bunun parayla falan bir alakası yoktur ve şehir için çok büyük bir kayıp demektir. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi çok ciddi rakamlarla dış kaynaklı kredilerle borçlanmış durumdadır.  Bu kadar hovardaca çok ciddi borçlanmanın hesabını Gaziantep halkı sandıkta soracaktır diye düşünüyorum.

Etiketler: » » » » » » »
812 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+6 = ?