Gaziantep Haber, Gaziantep Gastronomi, Gaziantep Son Dakika, Gaziantep Sağlık

Nöroloji Uzmanları Hangi Hastalıklarla İlgilenir?

Nöroloji Uzmanları Hangi Hastalıklarla İlgilenir?

Nöroloji Uzmanları Hangi Hastalıklarla İlgilenir?

SANKO Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı, SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. A. Münife NEYAL, Narkoz Sağlık Dergisi “Sağlıklı Sohbetler” Programında Mezine Sırakaya’nın konuğu oldu.  Epilepsi neden olur? Nöroloji Uzmanları Hangi Hastalıklarla İlgilenir?

Neyal Programda Sırakaya’nın sorularını yanıtladı ve Epilepsi hakkında izleyenleri bilgilendirdi.

Nöroloji uzmanları hangi hastalıklarla ilgilenir?

Nöroloji uzmanlarının alanı merkezi ve çevresel sinir sisteminin hastalıklarıdır. Sık görülen bazı hastalıkları söylemek gerekirse; epilepsi (sara), beyin damar hastalıkları (inme), baş ağrıları, Parkinson hastalığı, demans (bunama), multipl skleroz, çevresel sinirlerin hastalıkları, kas hastalıkları, sinir kas kavşağı hastalıkları örnek olarak verilebilir. Ama daha az görüldükleri için isimleri bilinmeyen birçok farklı hastalık da nöroloji alanına girer.

Ameliyat yaparlar mı?

Hayır ameliyat yapmazlar. Ama dahili bilimlerin yapabileceği bazı girişimleri yapabilirler.

İç sıkıntısı, kaygı, panik bozukluk, depresyon gibi ruhsal şikayetlerle ilgilenirler mi? Böyle yakınması olan hastalar nöroloji uzmanlarına mı başvurmalı?

Psikolojik yakınmaları olan hastaların Psikiyatri uzmanlarına başvurmaları gerekir. Ancak bazı durumlarda Psikiyatri uzmanları hastanın rahatsızlığının nörolojik hastalıklardan kaynaklanabileceğini düşünerek Nöroloji konsültasyonu isteyebilirler. Bu durumda hastaların doktorlarının önerisi doğrultusunda bizlere başvurması gerekebilir.

Baş ağrısı toplumda çok sık görülüyor. Bunların hepsi beyin hastalıklarına mı bağlıdır?

Baş ağrısı gerçekten de toplumda en sık karşılaştığımız yakınmadır ama bunların çoğu beyin hastalıkları nedeniyle ortaya çıkmaz. Aslında baş ağrılarının en azından yüzde 70’ten fazlası ‘primer baş ağrısı’ olarak karşımıza çıkar. Migren ve gerilim tipi baş ağrısı bunlardan en çok bilinenlerdir; çünkü en sık rastlananlar bunlardır. Migren çocukluk da dahil her yaşta görülebilir. Kadınlarda daha sıktır (kadın – erkek oranı yaklaşık 2/1) ama genel olarak baktığımızda toplumun yüzde 10-15’inde görülür. Gerilim tipi baş ağrısı erkeklerde hafifçe daha fazla görülür ama genel olarak baktığımızda toplumun yüzde 20’den fazlasını etkiler. Bu iki primer baş ağrısı dışında da fazla tanınmayan 10’dan fazla primer baş ağrısı tipi daha vardır.

Primer baş ağrısı derken altta yatan başka hiçbir hastalık yokken sadece kişinin ağrı yolaklarındaki yatkınlık nedeniyle baş ağrısının kendiliğinden ortaya çıktığı durumları kastediyoruz. Bu baş ağrıları kişi için bir tehlike oluşturmazlar, herhangi bir hastalığa dönmezler ama yaşam kalitesini bozan, çok rahatsız edici tekrarlayan baş ağrısı ataklarına yol açarlar. Bu ataklar bazen daha sık ve şiddetli olabilirler.

Bazen primer baş ağrısı olan hastalarımız defalarca doktora gittiklerini ama baş ağrısının sebebinin bulunamadığını söylerler. Bu doğru bir çıkarım değil aslında. Baş ağrısıyla başvuran bir hastanın tahlilleri yapılmasının, filmlerinin çekilmesinin ana nedeni altta yatan, gözden kaçabilecek bir hastalık olmadığından emin olmaktır. Bu şekilde primer baş ağrısının dışındaki nedenler elenir. Bir kişiye migren veya gerilim tipi baş ağrısı olduğu söylendiyse baş ağrısının nedeni anlaşılmıştır.

Baş ağrısı olan bütün hastalar öncelikle nörolojiye mi başvurmalıdır?

Eğer baş ağrısı yeni başlamışsa ya da önceki baş ağrılarından farklı hale gelmişse acil servise veya mümkünse en kısa sürede nöroloji polikliniğine başvurmaları gerekir.

Bunun dışında öncelikle aile hekimlerinin görüşüne başvurmaları uygun olacaktır. Aile hekimleri başka bir bölüme yönlendirirse, hekimlerinin önerilerine uymaları gerekir. Yönlendirme elbette Nörolojiye de olabilir.

Bazı migren hastaları pek çok ağrı kesici kullandıkları halde baş ağrılarının kesilmediğinden hatta giderek daha fazla olduğundan yakınıyorlar. Bu neden olabilir?

Migren, gerilim tipi baş ağrısı gibi primer baş ağrısı olan hastalar herhangi bir nedenle fazla ağrı kesici ilaç kullanmaya başlarlarsa ‘ilaç aşırı kullanım baş ağrısı’ dediğimiz bir durum ortaya çıkabilir. Hastanın aldığı ağrı kesici baş ağrısını bir süre için geçiriyor gibi görünse de aslında kendisi bir baş ağrısı nedeni olmaya başlayabilir. Başı ağrıdığı için ilaç kullanan hasta birkaç saatliğine rahatlar ama sonra tekrar baş ağrısı başlar ve bu durum bir kısır döngüye döner. Bu durumda ağrı kesici ilaçların kesilmesi ve farklı tedavi seçeneklerinin kullanılması gerekir. Bu durumda hastanın bir nöroloğa başvurması uygun olacaktır.

Bu durumdaki hastalarda farklı bir baş ağrısı nedeninin gelişmediğinden emin olduktan sonra, ağrının şiddeti ve sıklığının azaltılması için tedavisine ağrı kesiciler dışındaki ilaçlarla devam edilir.

İnme (beyin krizi) (felç) nedir? Nasıl ortaya çıkar?

Beyin damarlarının tıkanması ya da kanaması sonucunda beynin zarar gördüğü durumlarda ortaya çıkar. Beyin damarlarının tıkanması kanamadan daha sık görülen bir durumdur.

Beyin kendisini besleyen damarları aracılığıyla sürekli kan alır. Beyne kan akımı kesildiği andan itibaren birkaç dakika içinde beyin hücreleri zarar görmeye başlar. Birçok faktör zararın ne kadar şiddetli ve ağır olacağında ve hastalık sürecinin nasıl ilerleyeceği konusunda belirleyici rol oynar.

Bir kişi felç geçirdiğini anladığında ne yapmalı?

İnmede zaman çok önemlidir. İnme geçiren bütün hastalar mümkün olan en erken zamanda acil servise başvurmalıdır. Felcin oluş zamanı tam olarak biliniyorsa ve Acil Servis’te yapılan değerlendirmelerde pıhtı çözücü tedaviler (trombolitik tedavi) kullanılmasında bir mahsur olmadığı görülürse beyne giden kan damarlarının tıkandığı ilk birkaç saat içerisinde damardan ilaç vererek ya da bazı girişimsel yöntemlerle tıkanmış olan damarın açılması mümkündür. Ancak bu sadece damar tıkandıktan sonraki ilk saatlerde ve kontrendikasyon olmayan hastalarda mümkündür. Her inmede pıhtı çözücü tedavi uygulanmaz. İnme yerleştikten sonra, hastanın damar tıkanmasının ne zaman olduğu net olarak bilinmiyorsa (örneğin uyku sırasında gelişen felçlerde), pıhtı çözücü kullanmayı engelleyen başka bir durum varsa ya da ilacın kullanılmasının beyin kanamasına yol açma riskinin yüksek olduğu durumlarda bu tedavi yapılamaz.

Trombolitik tedavi yapılsın ya da yapılamasın akut inmesi olan bütün hastaların belirtilerin şiddetlenmesi, çeşitli sistemik hastalıkların eklenmesi gibi olumsuz durumların izlenmesi, inmeye neden olan durumların araştırılması, inmenin en az zararla atlatılabilmesi için akut tedavilerin ve daha sonra tekrar inme geçirme riskini azaltan tedavilerin düzenlenmesi için erken dönemde hastane bakımında olmaları önemlidir. Hastanın klinik durumu izin verir vermez hatta bazen ilk günlerde rehabilitasyona başlanması gerekeceği hatırlanmalıdır.

Hasta felç geçirdikten sonra, mesela birkaç ay sonra tıkalı beyin damarları örneğin anjiyografi ile açılabilir mi? Açılırsa hasta tekrar normale döner mi?

Hayır. Aylar, yıllar değil ilk baştaki göreceli olarak çok kısa bir süreden sonra bile tıkalı damarın açılması klinik durumu geriye çevirmez. Hatta ilk saatlerde yaptığımız müdahalelerle beyin damarını açtığımız halde hastada bazı felç belirtileri devam edebilir. Çünkü damar ilk tıkandığında yani çok erken dönemde bile beyin dokusuna oksijen ve gerekli diğer maddelerin ulaşımı kesildiği için beyin dokusunda hasar gelişmiştir. Ancak felç belirtileri sonraki günler, aylar içerisinde tedaviler ve çeşitli mekanizmaların yardımıyla tekrar geri dönebilir ve çoğunlukla hastalar da giderek iyileştiklerini gözlerler.

Damarların ayrıntılı yapılarını görmek istediğimiz zaman anjiyografi yaparız. Anjiyografi kateter uygulanarak yapılabileceği gibi bazı durumlarda BT veya MR anjiyografi yapmak daha uygun olabilir.

Anjiyografi aynı beyin tomografisi, beyin MR’ı gibi bir tetkiktir, tedavi yöntemi değildir. Tıkanmış damarları açmak amacıyla kullanılmaz.

Etiketler: » » » » »
304 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+3 = ?