Yürütmede Erdoğan, Yasamada MHP: Yeni Dönemin Mesajı
Siyasette bazı cümleler vardır; söylendiği anın ötesinde anlam taşır.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, “Yürütmede Erdoğan, yasamada Milliyetçi Hareket Partisi” sözü de böyle bir cümledir. Siyasi tecrübelerime dayanarak söylüyorum; Sayın Bahçeli siyasetin önüne bir denklem koydu.
Bugünkü oy oranlarına bakıldığında “Yasamada MHP” iddiası oldukça büyük bir hedef.
Fakat siyasette yalnız bugünün rakamlarıyla yarının hesabı yapılmaz.
Seçim sistemi değişebilir. İttifak modeli yeniden düzenlenebilir. Ortak liste veya seçim çevresi bazlı iş birlikleri geliştirilebilir. Siyasi Partiler Kanunu ve seçim mevzuatı yeniden ele alınabilir.
Ya da hiçbir sistem değişikliğine ihtiyaç duyulmadan seçmene çok net bir strateji sunulabilir:
Cumhurbaşkanlığında Erdoğan, Meclis’te MHP.
Devlet Bahçeli’nin siyasi tarzını yalnız günlük gelişmeler üzerinden okumak çoğu zaman yeterli olmuyor.
Bir cümle söylüyor.
Önce “Nasıl olacak?” deniliyor.
Ardından Türkiye aylarca o cümlenin açtığı siyasi tartışmanın içerisinde ilerliyor.
Satrançta bazı hamleler bulunduğu kare için değil, birkaç hamle sonra oluşması istenen pozisyon için yapılır.
Sayın Bahçeli’nin son çıkışına da biraz böyle bakmak gerekiyor.
BU SÖZLER GÜNDEME BOMBA GİBİ DÜŞTÜ
“Yürütmede Erdoğan, Yasamada Milliyetçi Hareket Partisi; Türkiye’de Cumhur İttifakı, dünyada Türk Asrı.”
Sayın Bahçeli Ne Demek İstedi? Herkes şuan bu denklemi çözmeye çalışıyor.
Bu ifadeyi yalnızca Cumhur İttifakı içerisindeki görev paylaşımı olarak okumak eksik kalır. Burada aynı zamanda Türkiye’nin önündeki döneme ilişkin bir siyasi irade, istikrar ve sorumluluk anlayışı ortaya konuluyor.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde yürütmenin başında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bulunuyor. Bahçeli’nin vurgusu ise yasama organında, yani Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde MHP’nin daha güçlü ve daha etkin bir rol üstlenmesi gerektiğine işaret ediyor.
İki farklı alan, ortak hedef
Yürütme güçlü olacak, devlet yönetiminde karar alma mekanizması hızlı işleyecek.
Yasama ise güçlü olacak, Meclis’te milli iradenin temsil edildiği zemin daha etkin kullanılacak.
Aslında Bahçeli’nin sözlerinin merkezinde “güç paylaşımı”ndan çok “sorumluluk paylaşımı” olduğu açık ve net.
Bir tarafta devletin yönetilmesi, diğer tarafta kanunların yapılması ve millet iradesinin Meclis’te güçlü biçimde temsil edilmesi…
Bu iki alan birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısı değil mi!
MHP’nin Meclis vurgusu neden önemli?
Milliyetçi Hareket Partisi açısından Meclis, yalnızca milletvekillerinin bulunduğu bir yasama mekânı değildir.
TBMM; milli iradenin, devlet geleneğinin ve Türkiye’nin geleceğine ilişkin kararların şekillendiği temel siyasi zemindir.
Bu nedenle “yasamada MHP” vurgusu, önümüzdeki süreçte MHP’nin Meclis çalışmalarında daha görünür, daha etkin ve daha belirleyici bir siyaset izleyeceğinin işareti olarak okunmalıdır.
Özellikle aile, demografi, terörle mücadele, milli güvenlik, sosyal politikalar ve ekonomik istikrar gibi Türkiye’nin geleceğini doğrudan ilgilendiren başlıklarda Meclis’in rolü büyük önem taşıyor.
Cumhur İttifakı’nın sınavı
Cumhur İttifakı’nın en önemli gücü, farklı siyasi geleneklerden gelen iki büyük yapının ortak hedeflerde buluşabilmesidir.
Elbette ittifak demek, her konuda aynı düşünmek değildir. İttifak; farklılıkları koruyarak ortak hedeflerde birlikte hareket edebilme iradesidir.
Bugün Türkiye’nin ihtiyacı da siyasi tartışmaların ötesinde istikrarı, devlet aklını ve milli birlik duygusunu koruyabilmesi büyük önem taşıyor.
Bahçeli’nin açıklamasındaki asıl dikkat çekici nokta da burada ortaya çıkıyor:
Yürütmede güçlü ve istikrarlı yönetim, yasamada güçlü ve etkin bir MHP.
Bu anlayışın hedefi, Cumhur İttifakı’nın Türkiye’nin geleceğine ilişkin ortaya koyduğu politikaların daha güçlü bir zeminde hayata geçirilmesidir.
Sözün özü
Türkiye’nin önünde kolay bir dönem yok.
Bölgemizde yaşanan gelişmeler, ekonomik meseleler, terörle mücadele, demografik değişim ve aile kurumunun geleceği gibi başlıklar, günübirlik siyasi hesaplardan çok daha büyük sorunlar.
Bu nedenle Bahçeli’nin sözlerini yalnızca bugünün siyaseti üzerinden değil, Türkiye’nin gelecek yıllarına ilişkin bir yol haritası olarak değerlendirmek gerekir.
Çünkü mesele sadece kimin yürütmede, kimin yasamada güçlü olduğu değildir.
Asıl mesele;
Türkiye’nin güçlü olması, devletin istikrarlı olması ve millet iradesinin Meclis’te en güçlü şekilde temsil edilmesidir.
Siyasetin temel ölçüsü de burada ortaya çıkar: Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben.
Bugün Türkiye’nin ihtiyacı olan anlayış tam da budur.
Cumhurbaşkanı Erdoğan yeniden aday olacak mı?
Seçim Kanunu değişecek mi?
MHP milletvekili seçiminde farklı bir strateji mi izleyecek?
Meclis’in ağırlığı artırılacak mı?
Cumhur İttifakı içerisinde yeni bir siyasi iş bölümü oluşacak mı?
Henüz bilmiyoruz.
Ama sayın Bahçeli denklemi kurdu.
Bazı siyasetçiler önlerine gelen oyunu oynar.
Bazı liderler ise oyunu kurar.
Gaziantep Haberler Gaziantep Sağlık Son Dakika News Narkoz haber
Gaziantep Haber, Narkoz Haber, Gaziantep Son Dakika, Gaziantep haberleri, Gaziantep ile ilgili son haberler, Gaziantep gündem haberleri, Gaziantep son gelişmeler


