Demokratik Cumhuriyet’i Geliştirme, Hukuk ve Hakikat
İbrahim Yıldız Yazdı….
AZ KALDI
”Az kaldı” diyor vatandaş. Anadolu’nun en ücra köşesinden metropollerin en kalabalık meydanlarına kadar, toplumun geniş bir kesiminde yankılanan bir umut cümlesi bu. Yıllardır süren o bitmek bilmeyen sancının, o kanlı bilançonun ve ülkenin enerjisini adeta bir kara delik gibi yutan terör sarmalının sonuna gelindiğine dair bir inanç… Peki, gerçekten “az kaldı” mı? Eğer bu sadece bir temenni değilse, bu yolun bizi çıkaracağı yer neresi olmalı? Eğer bir yere varacaksak, o yerin adı kuşkusuz “Demokratik Cumhuriyet”ten başkası olamaz.
Hukuk penceresinden baktığımızda, terörle mücadele dediğimiz şey sadece sahadaki operasyonel başarıyla ölçülemez. Terör, hukuku askıya alan, bireyin yaşam hakkını gasp eden ve devletin kurumsal işleyişine vesayet koymaya çalışan bir yapıdır. Dolayısıyla, terörün tasfiyesi süreci, devletin hukuka, yani kendi kuruluş ayarlarına geri dönme sürecidir. 2026 yılının Türkiye’sinde “az kaldı” dedirten o eşik, hukukun üstünlüğünün yeniden ve amasız fakatsız tesis edileceği o noktadır.
Vatandaş, “az kaldı” derken sadece silahların susmasını değil, aynı zamanda bu sürecin şeffaf, samimi ve demokratik bir zeminde nihayete ermesini bekliyor. Geçmişteki acı tecrübeler, toplumun hafızasına “şüphe” olarak kazınmış durumda. Halk artık kapalı kapılar ardında yürütülen, ne olduğu belirsiz süreçlerden ziyade; yargının bağımsız olduğu, anayasal hakların herkes için eşit korunduğu ve hukuki güvenliğin tesis edildiği bir düzen arzuluyor. Bir ülkenin hukuk sistemi sağlam değilse, o ülkede barışı kalıcı kılmak mümkün değildir.
Demokratik Cumhuriyet, terörün yarattığı “ayrışma” ve “vesayet” iklimine karşı en güçlü panzehirdir. Terör, demokratik siyaseti zayıflatır; zira silahın gölgesinde özgür bir tartışma ortamı oluşmaz. “Az kaldı” ifadesinin içerdiği o büyük beklenti, aslında siyasetin üzerindeki o gölgenin kalkması, vatandaşın özgürce iradesini sandığa ve toplumsal yaşama yansıtabileceği gerçek bir demokratik ortamın tesis edilmesidir. Bu süreç, devleti terörle mücadele eden bir yapıdan, hukukun üstünlüğünü koruyan ve vatandaşının özgürlüklerini teminat altına alan gerçek bir “Demokratik Cumhuriyet”e taşıma sınavıdır.
Burada kritik bir soru var: Devlet, terörsüz bir Türkiye inşa ederken hukuku nasıl işletmeli? Cevap basit ama uygulanması cesaret istiyor: Herkes için hukuk. Terör örgütlerinin yarattığı tahribatla hesaplaşırken, devletin kendi anayasal sınırları içinde kalması, hukukun üstünlüğünden taviz vermemesi ve adalet duygusunu zedelemeden hareket etmesi şarttır. Eğer terörsüz bir Türkiye hedefi, hukukun dışına çıkarak veya antidemokratik yöntemler kullanarak inşa edilmeye çalışılırsa, o zaman sonuç yine “terörsüz” olsa bile “demokratik” olmayacaktır. Oysa bizim ihtiyacımız olan, her ikisinin de bir arada olduğu, bireyin özgürlüğünü esas alan bir modeldir.
”Az kaldı” diyen kitle, sadece çatışmaların bitmesini değil, ülkenin normalleşmesini de talep ediyor. Normalleşmek, hukukun her alanda egemen olması, siyasetin terörün değil, halkın sorunlarına odaklanması demektir. Bugün itibarıyla, terörün fiziksel varlığını bitirmeye yönelik atılan adımlar, eğer bu demokratik hedeflerle desteklenmezse, ortaya çıkan sonuç kalıcı bir huzur yerine, geçici bir sessizlikten ibaret kalacaktır.
Sonuç olarak; evet, eğer bir “devlet aklı” ile hareket ediliyorsa ve bu akıl hukukun üstünlüğünü, adaleti ve demokratik değerleri temel alıyorsa, “az kaldı” diyebiliriz. Ancak bu hedef, sadece bir güvenlik başarısı değil, aynı zamanda Cumhuriyet’in evrensel normlarla yeniden buluşmasıdır. Türkiye, bu sınavı başarıyla verirse; terörün olmadığı, hukukun olduğu, birey hak ve özgürlüklerinin anayasal güvenceyle korunduğu, gerçek anlamda bir Demokratik Cumhuriyet ile taçlanacaktır.
Gaziantep Haberler Gaziantep Sağlık Son Dakika News Narkoz haber
Gaziantep Haber, Narkoz Haber, Gaziantep Son Dakika, Gaziantep haberleri, Gaziantep ile ilgili son haberler, Gaziantep gündem haberleri, Gaziantep son gelişmeler
NOT: Paylaşılan yazıya ait tüm telif hakları, fikri mülkiyet hakları ve metnin içeriğinden doğabilecek her türlü hukuki/cezai sorumluluk doğrudan yazara aittir.






