Psikolojinin Penceresinden
Uzm. Psk. Dan. Fatma Zehra Doğan Yazdı…
Neden Bu Kadar Tahammülsüz Olduk?
Son yıllarda günlük hayatın içinde hepimizin dikkatini çeken ortak bir değişim var.
Eskiden görmezden gelebildiğimiz pek çok durum, bugün büyük tartışmalara dönüşebiliyor. Trafikte küçük bir hata, markette kısa bir bekleyiş, sosyal medyada farklı bir fikir ya da ev içinde söylenen sıradan bir cümle… Sanki hepimizin tahammül sınırı biraz daha daraldı.
Peki gerçekten ne değişti?
Bir Uzman olarak meslek hayatım boyunca şunu gözlemledim: İnsanlar çoğu zaman yaşadıkları olaya değil, biriktirdikleri duygulara tepki verir. Çünkü psikoloji bize şunu söyler; hiçbir duygu bir anda ortaya çıkmaz. Öfke de çoğu zaman tek başına var olan bir duygu değildir. Onun arkasında anlaşılmama, değersizlik hissi, hayal kırıklığı, belirsizlik, yoğun stres ya da uzun süredir taşınan duygusal yükler olabilir.
Bugün birçok insanın yaşamı, sürekli bir yetişme telaşı içinde geçiyor. Ekonomik kaygılar, gelecek endişesi, sosyal medyanın oluşturduğu kusursuz yaşam algısı, artan sorumluluklar ve bitmeyen beklentiler… Zihnimiz neredeyse hiç dinlenmiyor. Sürekli alarm hâlinde çalışan bir zihin ise en küçük olumsuzluğu bile büyük bir tehdit gibi algılayabiliyor. Elbette bu durum, öfkeyi ya da kırıcı davranışları haklı göstermez. Ancak tahammülsüzlüğü yalnızca “insanlar değişti” diyerek açıklamak da gerçeğin tamamını görmemizi sağlamaz.
Tahammül edebilmek, yalnızca karakter meselesi değildir. Aynı zamanda psikolojik dayanıklılıkla yakından ilişkilidir. Duygularını tanıyabilen, stresini yönetebilen ve kendine psikolojik olarak iyi bakabilen bireyler, zorlayıcı durumlarla karşılaştıklarında çok daha sağlıklı tepkiler verebilirler.
Peki, bu döngüyü değiştirmek mümkün mü?
Bence ilk adım, tepkilerimizi sorgulamaktır. Bir olay karşısında öfkelendiğimizde sadece karşımızdakine değil, kendimize de dönüp bakabilmeliyiz. “Bugün beni bu kadar öfkelendiren gerçekten yaşanan olay mıydı, yoksa uzun zamandır taşıdığım yorgunluk, kaygı ve tükenmişlik miydi?” Bu sorunun cevabı, çoğu zaman sandığımızdan daha öğreticidir. İkinci adım ise duygularımızı ertelememektir. Günümüz insanı bedensel yorgunluğunu fark ediyor; ancak duygusal yorgunluğunu çoğu zaman görmezden geliyor. Oysa ruh sağlığı da tıpkı fiziksel sağlık gibi düzenli ilgi ister. Dinlenmek, sosyal destek almak, sağlıklı ilişkiler kurmak, duygu düzenleme becerilerini geliştirmek ve ihtiyaç duyulduğunda profesyonel destek almaktan çekinmemek, psikolojik dayanıklılığı güçlendiren önemli adımlardır. Belki de bugün kendimize sormamız gereken soru, “Neden bu kadar tahammülsüz olduk?” değil; “Tahammülümüzü tüketen yükleri ne zamandır sessizce taşıyoruz?” Çünkü daha sağlıklı bir toplum; öfkesini bastıran değil, duygularını tanıyabilen, kendini ifade edebilen ve karşısındaki insanı anlamaya çalışabilen bireylerle mümkün olacaktır. Ve belki de değişim, birbirimizi değiştirmeye çalışmakla değil; önce kendi iç dünyamıza dürüstçe bakabilmekle başlayacaktır.
Bir sonraki yazımızda, insanı anlamaya yeni bir pencereden bakacağız…
Gaziantep Haberler Gaziantep Sağlık Son Dakika News Narkoz haber
Gaziantep Haber, Narkoz Haber, Gaziantep Son Dakika, Gaziantep haberleri, Gaziantep ile ilgili son haberler, Gaziantep gündem haberleri, Gaziantep son gelişmeler
Paylaşılan yazıya ait tüm telif hakları, fikri mülkiyet hakları ve metnin içeriğinden doğabilecek her türlü hukuki/cezai sorumluluk doğrudan yazara aittir.






